Dünyamızın asırlardır yüzleştiği en zor pandemiyle mücadele ettiği bu günlerde, biz de karı koca  uzun zamandır rafımızda beklettiğimiz Pandemic Legacy Sezon 1’i, yaklaşık 1 aydır karantinada olmanın da verdiği can sıkıntısıyla geçtiğimiz hafta masaya indirmeye karar verdik. Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazıda henüz oyunu oynamamış arkadaşlarımın oyun zevkini baltalamamak adına spoiler vermeden oyundan bahsedeceğim. Çünkü oyunun akışıyla ilgili neredeyse tüm detaylar ne yazık ki spoiler sayılır.

Ben de Müge de Pandemic Legacy ’nin ilk versiyonunu çok seviyoruz. Bugüne kadar birlikte açık ara en çok oynadığımız oyun ve sadece arkadaş gruplarımızla değil, sık sık iki kişi de oynuyoruz. Hatta “On The Brink” expansion’ını almış olmamıza rağmen çoğunlukla hala base game’i oynuyoruz.

O yüzden Pandemic Legacy’e başlarken karışık duygular içindeydik. Acaba karışık bir oyun mu, acaba iki kişiye uygun mu vesaire… Oyun, biz uygun ve düzenli görüşebileceğimiz bir ekip ayarlayana kadar aylarca rafta bekledi biz tereddüt ettiğimiz için. Sonra ben birkaç yorum okuyunca içim rahatladı da iki kişi de gayet iyi oynandığına ikna olup oyunu masaya kurduk.

Bu arada şunu atladım, Pandemic Legacy Kutu Oyunu alırken epey tereddüt ettim aslında. Bütün Pandemic oyunlarını direkt Müge’ye hediye diye alıyorum ve bunu da öyle aldım. Ama oyunun 1 kere tamamlandıktan sonra tekrar oynanamıyor olması biraz endişe verici gelmişti nedense. Çok yersiz bir endişeymiş, ondan da bahsedeceğim ilerde. 

Velhasıl, kutuyu masaya koyduk, kapağını açtık, birbirimize bakıp heyecanla sırıttık, sonra da rulebook’u önümüze koyup oyunu kurmaya başladık ve nasıl bir maceraya atıldığımızı anlamaya çalıştık. Buyrunuz BGG 2. sırada yer alan, 8.6 puana sahip (19 Nisan 2020) Pandemic Legacy: Sezon 1 incelememize.

KUTUNUN İÇİNDE NE VAR

Çok zengin bir kutu içeriği olduğunu söyleyebilirim. Keşke tüm detayları anlatabilsem ama dediğim gibi “no spoilerz”. 

Bir kere ana oyundan aşina olduğumuz Pandemic dünya haritamız var. Ana board’a birkaç tane ekleme yapılmış. En ilgi çekicisi haritanın üst kısmında yer alan “objectives” kısmı. Görev kartları yerleştirilebilen 5 tane diktörtgen kutucuk var. Ve sol alt kısımda virüs bölümü ana oyuna kıyasla biraz daha geniş bir alan. Bunun nedenleri var, oynayınca anlarsınız.

Ek olarak şehirlerin yanında kutucuk alanlar var, bunun da çok mühim bir sebebi var ve son olarak kıtaların etrafında da çizgiler göze çarpıyor. Haritayı 6 bölgeye ayırıyor bu çizgiler. Bu da oyunun oynanışında ilerleyen kısımda çok önemli bir role sahip.

Haritamız dışında yine ana oyundan bildiğimiz şehir kartları, virüs kartları, event kartları ve epidemic kartları var. Başlangıçta belli sayıda karakterle oynamak mümkün ve oyun esnasında oynadığınız karakterin ölmesi ihtimaline karşı, oynamaya devam edip o ayı tamamlayabilin diye sivil kartları var. Bu sivillerin hiçbir özelliği yok, ama cesurca çıkıp size destek oluyorlar.

Kutuda birkaç adet gizli dosya var. Bu dosyaların detaylarından ne yazık ki bahsetmem mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim, oyunda ilerledikçe size bazı dosyaları açmanızı ve oyunda belli başlı değişiklikler yapmanızı söyleyen bir deste daha var. Her oyunun sonunda, hatta bazen oyun içinde bu desteden yeni kartlar çekiyor ve üzerindeki update’leri okuyorsunuz. Hem hikayenin gelişimini takip ediyor hem de dosyadan çıkan yenilikleri oyuna adapte ediyorsunuz.

Ve 8 tane de gizli kasa var. Bu kasaları oyun size belli başlı zamanlarda açmanızı söylüyor. İçinden ne çıktığını söyleyemem ama oyunun kaderini epey değişiren şeyler çıkıyor genelde. 

Son olarak bir de sticker seti var. Sticker’ların içeriğini yine söyleyemiyorum fakat sticker sheet’i kendinize yakın bir yerde tutun çünkü sık sık kullanacaksınız. 

NELER OLUYOR DÜNYADA?

Bu söyleyeceğim kesinlikle spoiler değil, rahat olun. Oyundaki ilk görevimiz, bildiğiniz Pandemic oyunuyla aynı. 4 tane virüs var, henüz çok büyük birer tehdit değiller, dünya sağlık örgütü bizden salgını kontrol altında tutmamızı ve 4 virüs için de tedavi üretmemizi istiyor. Hay hay diyoruz ve daha önceden de defalarca oynadığımız bu senaryoyla oyuna başlıyoruz. Ve sonra olaylar gelişiyor… Devamı spoiler olacağı için burada durmak zorunda kalıyorum ve konuyu değiştiriyorum.

Bizi 12 ay sürecek bir serüven bekliyor. Her ayı en fazla 2 kere oynama şansımız var. Örneğin, Ocak ayında bize verilen görevi tamamlayamazsak, bir kere daha aynı görevi oynayabiliyoruz. Tekrar başarısız olursak, şubat ayına geçiyoruz ve oynamaya devam ediyoruz oyunu. Aynısı oyunun ilerleyen evrelerinde de geçerli. Eğer üst üste 4 kez kaybedersek, oyun bize 8 numaralı kutuyu açtırıyor. Biz 12 ay boyunca toplam 3 kez başarısız olduğumuz için o kutuyu açmamıza gerek olmadı ama oyun bittikten sonra merak edip içeriğine baktık. Mühim şeyler var, neyse…

Desteye ilk oyunda 4 event kartı yerleştirerek oyuna başlıyoruz. Oyun kazandığımızda, bir sonraki oyuna geçerken event kartı sayısı 2’ye düşüyor. Çünkü bizi destekleyen örgüt, “nasılsa başarılısınız, kaynağı başka yerlere harcıyoruz o zaman biz” diyerek sizden ödenek kesiyor. Bir senaryoyu daha başarılı şekilde tamamladığınızda, sonraki oyun desteye event kartı koymuyorsunuz. Fakat başarısız olduğunuz anda +2 event kartı bir sonraki oyunda desteye tekrar ekleniyor. Hangi kartları ekleyeceğinize oyunun başında siz karar veriyorsunuz.

Oyuna başladığınız karakterle oyunu bitirmek zorunda değilsiniz. Her ayın sonunda oyun, size karakterinizi değiştirme izni veriyor. Karakterinizin kişisel özelliklerini ve ilişkilerini oyunun gidişatına göre siz ayarlıyorsunuz. Karakteriniz belli koşullar altında yara alabiliyor ve oyun boyunca devam eden bir takım travmalar karakter kartına eklenebiliyor.

Oyunun standart bir kural seti yok. Kurallar ilerleyen aşamalarda epey değişiyor. Hatta bazen haritaya bakıp, “ulan nereden nereye be…” diyorsunuz.

 

DÜNYAYI KURTARMAK İSTEYEN KAÇ KİŞİ KALDIK

Biz iki kişi kaldık ne yazık ki. Karantinadan ötürü birileriyle buluşup oynamak kısmet olmadı. Şunu söyleyeyim, 2 kişi gayet iyi oynanıyor. Bazı yerlerde 2’şer tane karakter kartı alıp 4 oyunculuymuş gibi oynayın diyor ama biz öyle yapmadık. 1’er karakter seçtik ve o şekilde oynadık. Bence çok daha az kafa yoran bir sistem bu. Oyun zevki kesinlikle baltalanmıyor. 4 kişiyle oynamak sadece bu güzel macerayı başkalarıyla da paylaşmış olmanıza yarar diye düşünüyorum. Başka da bir olayı yok.

2 kişiyle oynamanın bir avantajı da şu, oyuna kişi başı 4 kartla başlıyorsunuz ve tedavi bulmak çok daha kolay oluyor hastalıklara. Bazen oyuna 4 mavi veya 4 kırmızı kartla başladığımız bile oldu tamamen tesadüfen. O yüzden başbaşa gaming yapabiliyorsanız, hiç geniş kadro kuracağız diye kasmayın.

Biz oyundan aşırı keyif aldık. 1 hafta sürdü oyunu tamamlamamız. Bu süreçte salondaki yemek masamız haritanın ve envai çeşit parçanın istilası altında kaldı. Oynamadığımız zamanlarda bile ara sıra masanın etrafında gezinip haritaya bakıp üzerine muhabbet ettik. Gündüzleri ben epey yoğun olduğum için genelde akşamları oynadık ama gündüzleri de heyecanla akşam olmasını bekledik. 

Oyunu tamamladıktan sonra haritayı bir süre seyredip, “biz bunu çerçeveletelim ve duvara asalım” dedik. Karantinadan çıkar çıkmaz yapacağımız işler sıralamasında önlere bir yere yerleştirdik.

Gerçekten harika zaman geçirdik bu süreçte. Benim oynadığım tüm oyunlar içinde hızlıca ilk 5’e girdi. Hatta oynadığım en iyi  hikaye bazlı oyun olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sanki bazı olaylar gerçekte yaşanıyormuş gibi gerilip, stres olduğumuz zamanlar bile oldu. Çok sürükleyici bir hikayesi var. Ve evet, oyunu tamamladıktan sonra bir daha oynamak mümkün değil ama kutunun içinde 1’den fazla oyun olduğunu söyleyerek içinizi rahatlatayım. Verdiğim her kuruşa değdi. Benden 9.5 puanı da kaptı.

Sezon 2’yi alma kararını da anında verdik. Hatta bu sene çıkacak olan sezon 3’ü bile alırız muhtemelen. Matt Leacock ile yaptığımız röportajı okuyanlar da hatırlayacaktır, yeni sezon müjdelenmişti. Ama salgından ötürü biraz ertelenecektir diye düşünüyorum çıkışı.

Toparlamak gerekirse, Pandemic Legacy: Sezon 1 bizim için harika bir deneyim oldu. Gerçek anlamda ayağa fırlayıp “çak” yaptığımız anlar, birbirimize kızıp söylendiğimiz zamanlar bile oldu. Yaşayarak oynayacağınız bir oyun arıyorsanız, ilk fırsatta bir yolunu bulup bu oyunu edinin ve sevdiklerinizle bu maceraya zıplayın.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin