Herkesin bildiği gibi Eurogame’lerde çok işlenen belli temalar bulunuyor. Bu temalar genelde çok kişiye hitap edip politik olarak pek etliye sütlüye karışmamaya çalışan temalar. Mesela: köyümüzü geliştirmek, ticaret hattı kurmak vs.. Bu temalara bir örnek de Kale/şato inşası temasıdır, bir imparator/kral/sultan görkemli bir kale/şato inşaatı başlatır oyuncular da o inşaata aksiyonlarla katkıda bulunup en görkemli inşaatı yapmaya çalışmaktadırlar. Tabii çok işlenen bir tema konusunda bu temaya sahip her türlü ağırlıkta oyun oluyor. Kale/Şato inşaatı temasında ağır oyun deyince mesela ilk akla gelenlerden bir tanesi Caylus iken biraz daha orta ağırlığa indiğimizde Castles of Mad King Ludwig akla gelir.

Hede Hödö’s of Mad King Ludwig oyunları…

Stonemeir Games’in Castles of Mad King Ludwig oyunu günümüz Almanya sınırlarında olan eski Bavarya krallığının 19. yy’da 1864 – 1886 tarihleri arasıda hüküm sürmüş olan, genelde “deli” olarak bilinen Kral 2. Ludwig’in yaptırdığı görkemli şato, kale ve sarayları konu almaktadır. “Kim ya bu Kral?” diyenler varsa bu Kral’ın yaptırdığı eserlerin en meşhuru, peri masalı kalesi olarak da bilinen Neuschwanstein Şatosu‘dur.

Neuschwanstein Şatosu (19. yy, Bavarya – Almanya) Evet Disney’in logosu buradan esinlenmiş.
Ludwig II, Bavarya Kralı – Fotoğrafa bakınca pek de deli gibi görünmüyor aslında :S

Castles of Mad King Ludwig’de oyuncular açık artırmalı bir mekanizma ile odalar almakta ve ayrı ayrı kaleler inşa etmektedirler. 2014 çıkışlı oyun hızlı bir şekilde popüler olduktan sonra (şu anda BGG’de 110. sırada), 2017’de oyunun The Palaces of Mad King Ludwig isimli farklı mekanizmalı bir versiyonu daha çıkmıştı (o pek tutmadı gibi). 2018’e geldiğimizde Stonemeir Games Bezier Games ile ortak bir projeyle Between Two Castles of Mad King Ludwig (BTCoMKL mı desem ?!? amma da uzun isim) isimli çok daha hafif bir oyun ile karşımıza çıktı. Oyun tema ve mekanizma ana oyundan, Castles of Mad King Ludwig, ve tasarımcıların (Matthew O’Malley ve Ben Rosset) başka popüler bir oyunu olan Between Two Cities‘den epey etkilenmekle; iki oyunun bir nevi kırması diyebilirim.

Gene mi tarih dersi?

Between Two Castles (hah! sanki daha kısa ismini buldum) 7 kişiye kadar oynanabilen  hafif ve hızlı bir oyun. Oyunda temel olarak card/tile drafting mekaniği kullanılıyor. Her oyuncu solundaki ve sağındaki oyuncuyla birlikte 2 adet kale inşa etmekte (bir kaleyi solundaki oyuncuyla ortak, diğerini sağındaki oyuncuyla ortak). 2 round oynanan oyunda, önce her oyuncu 9 adet oda pulu çekiyor ve bu pullardann iki tanesini seçip geri kalanı yanındaki oyuncuya iletiyor. Herkes bu 2’şer pulu seçtikten sonra bir tanesini solundaki kaleye, diğerini de sağındaki kaleye ekliyor. Dolayısıyla her hamlede HER kale 2’şer pul büyümüş oluyor. Sonra bir önceki oyuncudan gelen 7 oda pulunu alarak aynı işleme devam ediyor. Tâ ki elinde 1 pul kalıncaya dek. Son kalan bu pulu da ıskartaya çıkartıyor.

Aynı işlemi ikinci round’da da yapıyoruz. Tek fark ilk round’da kullanmadığımız pulları solumuzdaki oyuncuya verirken ikinci round’da pulları sağımızdaki oyuncuya veriyoruz. İkinci round sonunda odaların puanlama formüllerine göre her şatoyu puanlıyoruz. E peki oyuncu olarak bizim puanımız kaç oluyor derseniz, sağınızdaki oyuncuyla ve solunuzdaki oyuncuyla yaptığınız kalelerin EN DÜŞÜK PUAN‘lısının puanı sizin oyuncu olarak puanınız oluyor. Dolayısıyla oyun iki kalenizi dengeli bir biçimde geliştirmenizi sizden bekliyor. Yoksa birini ihyâ edip diğerini gecekondu seviyesinde bırakırsanız garanti kaybediyorsunuz.

İki kale demek, en düşük puanlısı demek, hmmm

Görüldüğü gibi oyunda neredeyse 16 karar veriyoruz diyebiliriz. 16 pul seçip 8’ini solumuzdaki kaleye, diğer 8’ini de sağımızdaki kaleye koyuyoruz. Her kale 2 parçalı bir taht odasıyla başlıyor sonrasında bu taht odasına direk ya da endirek bağlı olacak şekilde pulları yerleştirerek kalemiz genişliyor. Castles of Mad King Ludwig’de olduğu gibi pulların farklı türleri var ve her pul türü farklı şekillerde puan kazandırıyor. Yemek odaları yanlarında belli tür odaların olup olmasına göre puan verirken, yatak odaları sarayınızda farklı tür oda olduğu durumlarda çok puan veriyor. Dolayısıyla oda türlerine göre sağlam kombolar yapmak mümkün ve hatta gerekli.

Aynı kaleye her oda türünde 3 ve 5 adet oda yerleştirdiğinizde ise o oda türünün özel bonus’unu kazanıyorsunuz. Mesela yatak odası bonus’u bir pul sütununun üstüne kule koyup o sütundaki pul adedince puan kazanmak iken, depo – bakım odaları (utility room)’un bonus’u bonus kartı çekmek. Yâni aynı türden odaları yerleştirmenin de avantajları varken farklı türleri yerleştirmenin de yararı olabiliyor. Tamamen stratejinize bağlı.

Biraz kendi kendimize birşeyler yapıyoruz sanki oyunda

Oyun genelde 45 dakikada falan bitiyor kezâ çok az hamleniz var ve elinizdeki pul adedi az olduğu için kararlar acayip uzun da sürmüyor. Oyunda sağ ve solunuzdaki oyuncu hâricinde bir etkileşiminiz olmadığı için oyun çok kolay 5,6,7 kişiye kadar genişlenebiliyor. Tabii bu durumda masadaki bir çok oyuncuyla aynı oyunu bile oyunu belki anlamayacaksınız ama zâten kısa süren bir oyun için çok da bir sıkıntı değil. Eğer daha iddialı bir grupla oynuyorsanız solunuzdaki ve sağınızdaki oyuncuya ne tür pullar paslayacağınıza dikkat etmeniz gerekebilir. Sola bunu verirsem şöyle şöyle yapar, hesaplarına girebilirsiniz ama bir çok zaman kendi kalenizi optimize etmek bile başlı başına bir iş iken, bir de rakiplerinize kazık atmaya çalışmaya pek enerji sarfedecek pek hamleniz bulunmuyor.

Parçalarına gelince oyunda pullar oldukça renkli ve detaylı yapılmış. Kurulan bir kale epey güzel duruyor doğrusu. Pulların puanlama sistemi de oldukça tutarlı görsel bir dille hazırlanmış. İlk başta anlatması bir tık vakit alıyor (yâni bir Ticket to Ride kadar kısa anlatım süresi yok), ama 2-3 pul yerleştirince herkes herşeyi anlıyor. Oyun kutusu pulların düzenli saklanması için çok güzel kaplarla geliyor hatta kapların şeffaf plastik kapakları bile unutulmamış. Her oyuncunun kalesini temsil eden şirin ahşap piyonlar da var ama açıkçası pek bir işe yaramıyorlar. Sadece güzel bir parça olmuşlar.

Hızlı, hafif 7 kişiye kadar oynanabilen tatlı bir oyun

Between Two Castles of Mad King Ludwig ana oyuna göre epey kolay olan ve hızlı oynanan tatlı bir giriş seviyesi oyunu diyebilirim. Ağır eurogame’ciler için belki tatlı bir ara oyun olabilir ama bence asıl hedef kitlesi daha hafif oyun oyuncuları ve hatta kutu oyununa başlangıç yapan yeni oyuncular. Pulların albenisi, sonuçta güzel görünen bir kale çıkıyor olması. Her hamlenin neredeyse az biraz puan kazandırıyor olması çok iyi bir ilerleme hissi de veriyor oyuncuya bu da yeni oyuncular için çok iyi bir fikir. Çok kişili sosyal olmayan (Resistance gibi olmayan) oyunlarda hep olduğu gibi 6-7 kişi ile oynadığınız zaman masadaki bir çok oyuncuyla oyun sonuna kadar pek bir iletişiminizin olmuyor olması oyunun belki tek sıkıntısı. Ama bahsettiğim gibi hedef kitle için bunun pek bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Steam versiyonunun kapağı

Yakın zamanda Stonemeier games oyunun bir de elektronik versiyonunu çıkardı. Steam platformu üzerinde satışa sunulmuş olan oyun şu aralar 22 TL ile satılıyor. Arayüzü epey iyi yapılmış oyunda yapay zeka da oldukça iyi diyebilirim. Oyunun çok oyunculu seçeneği de bulunuyor dolayısıyla özellike evlere kapanmak durumunda olduğumuz bu günlerde hafif oyun için iyi bir kutu oyunu seçeneği diyebilirim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin