Ekibin açık ara en az “farklı oyun” oynayan üyesi olduğumu tahmin etmeme rağmen 1 seneden az zamanda 100’e yakın farklı oyun oynamışım. Hepsini not edip, unutmayayım diye düşüncelerimi yanlarına not almak gibi faydalı bir huy edinmişim o yüzden bu listeyi hazırlamak çok da zor olmadı. Şimdi notlarla beraber listeye bakınca bazı oyunlara hasta olup bazılarını kara listeye aldığımı fark ettim. Ama burada sadece en sevdiğim 10 oyun var.

10- 7 Wonders: Duel

Bu arkadaş benim ilk göz ağrım. Sanırım şu ana kadar oynadığım en iyi 2p oyun olmakla beraber aynı sebepten hak ettiği kadar sık masaya indiremediğim için üzülüyorum. Genelde çok oyunculu oyunlar daha çok rağbet görüyor. Öğrenmesi kolay, kural kitabı ve kurulumu aşırı net, oynaması aşırı keyifli ve light olmasına rağmen yer yer epey strateji isteyen bir oyun. Benim rafta yeri hep garanti.

9- Troyes

İlk oynayışımda, oyunu sık sık oynayan bir ekibe rağmen kazanmayı bilmiş olsam da bir daha bir türlü galip gelemediğim oyun. Neydi ya o kazandıran strateji hakikaten? Neyse… Seviyoruz efendim. Oynanışını, temasını, küçük zekice mekaniklerini. Listede daha yukarı da çıkardı ama o artwork nedir öyle arkadaş? Gözlerimiz kör oluyor ne yaptığımızı anlamaya çalışırken. Fakat yandaki oyuncunun zarını onun hanesinden çalıp kendi malın gibi kullanmak gibisi yok. O yüzden yine gelsin, yine oynarım.

8- Forum Trajanum

Neden hak ettiği ilgiyi göremediğini bir türlü anlayamasam da, oynadığım 2 farklı ekip ve toplam 7 kişi de oyuna bayıldı. Her Feld oyununda olduğu gibi yine sıfır tema, dev bir puan salatası fakat oyundaki tüm mekanikler bir harika. Görüntü olarak aşırı ağır gözükse de, aslında medium-heavy ayarında bir oyun. Board’un neresine baksanız farklı bir unsur var ve oynaması da izlemesi de çok çok keyifli.

7- Nusfjord

Sadece bir kez oynama fırsatı bulmama rağmen tadı aşırı damağımda kalmış bir oyun. Büyük Uwe’ciyim zaten. Şu yeni çıkardığı tetris oyunlarını bi kenara koyarsak, bence çok büyük bir tasarımcı. Bir tane mekanikle yapılabilecek her türlü yaratıcı oyunu ortaya koyması da bunu gösteriyor zaten. Worker placement deyince her zaman aklıma ilk bu adam geliyor. Bu oyunu da küçük balıkçı kasabası Nusfjord’da geçiyor. Çok tatlı bir tema, bol bol balıkçılık, bol bol strateji. Benim için mükemmel atmosfer.

6- Concordia

Bir oyun hem basit hem komplike olabilir mi? Bu oyun öyle. Anlaması ve oynamaya başlaması 15 dakika. Fakat çok fazla strateji, çok fazla plan, çok fazla olasılık var içinde. Tasarımı birazcık eski gelmesine rağmen, oynamaktan çok çok keyif aldım. Tekrar oynamak için de sabırsızlanıyorum.

5- Mage Knight

Muazzam solo modu nedeniyle listenin ortasını layık gördüm. Pek solo oynayan biri değilim, nadiren vaktim oluyor. Böyle nadir zamanlarda da gidip raftan indiriveriyorum bu dostumu. Harika bir tema ve solo oynamaya çok çok müsait mekanikleri var. Fakat oyunun kutusunun üzerindeki o zıplamış ninjaya o kadar ayar oluyorum ki bazen oyunun kutusunu atasım geliyor. Solo oyun seven herkesin gözü kapalı alıp arşivine koyması gereken bir oyun.

4- Castles of Burgundy

Feld’in açık ara en iyi oyunu. Bir daha büyük ihtimalle böyle bir oyun yapamaz. Nereden bakarsanız bakın iyi. Biraz eskimesine rağmen ve çok oynamama rağmen tadı hep damağımda kalıyor. Ne zaman yeni bir ekiple oyun oynayacak olsak, boardgamer olabilecekler mi olamayacaklar mı anlamak için önlerine atıyorum. Bu testi geçen adam, her oyunu oynar.

3- Underwater Cities / Terraforming Mars

İki terraforming oyunu. Oynanışları nispeten farklı da olsa, bendeki yerleri aynı olduğu için birlikte sıraladım. Bir uzay ve mars hastası olarak (köpeğimin adı da Mars) Terraforming Mars’a asla hayır diyemiyorum. O gezegenin üzerinde oynamak büyük bir zevk. Adım adım ilerlemeyi görmek, hayal etmek bana aşırı keyif veriyor. Bir oyun olarak Underwater Cities azıcık daha derli toplu olsa bile Terraforming Mars’ın önüne bu yüzden geçemiyor bende. Bir de Underwater Cities’in deodorant kapağı şeklindeki kapsüllerinin ve aşırı kötü komponentlerinin de etkisi var burada. Terraforming Mars orada Underwater Cities’i döver.

2- Clans Of Caledonia

Tema 10 numara. Mekanikler 10 numara. Derin mi derin, eğlenceli mi eğlenceli. Ne yazıkki artwork vasat. Ve oyunda 2 clan diğerlerine göre biraz güçlü. Fakat yine de bu oyundan aldığım zevki hayatta 2 elin parmakları kadar şeyden alıyorum. Oyunu 3 kez oynayıp 3’ünde de kazanmış olmamın da bunda etkisi olabilir. Ya da tam tersi aşırı sevdiğimden daha dikkatli oynayıp kazanmış olabilirim.

1- Agricola

Haters gonna hate arkadaşlar. Siz onlara aldırmayın. Oyun kazanmak için oynanır biliyorum, ama Agricola sadece oynamak için bile oynanabilen muhteşem bir oyun. Oyunun sonunda birileri sevinip birileri üzülmüyor. Herkesin içinde bir şeyler başarmış olma hissi uyanıyor. Kimseyi üzmeyen, “oh be güze oyun oldu” lafını her seferinde ağzınızdan çıkaran bir oyun olması benim için Agricola’yı daha da değerli hale getiriyor. Çiftçilik gibi bir temayı bile bu kadar güçlü işleyebilmek gerçekten büyük bir başarı. Solosu ayrı güzel, kalabalık ekiple bambaşka güzel. Caverna birazcık daha bile iyi diyorlar ama onu oynamak daha nasip olmadı. Siz siz olun, bu güzel abiye bi şans verin. Sevmezseniz de canınız sağ olsun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin