Coğrafi Keşifler Çağı’nda 15. yüzyıldayız. Gemimiz açık denizde ve uzun bir süredir yol alıyoruz. Amacımız yeni ve bereketli topraklar keşfetmek ve bu toprakları geliştirerek yerleşim kurmak ve sömürgeleştirmek. Gündüzleri kavurucu güneş, geceleri ise açık deniz fırtınaları ile mücadele ederek dümen kırmaya devam ediyoruz. Yorucu bir yolculuktan sonra nihayet ufukta bir kara parçası gözüküyor. Tüm mürettebat sevinç içinde ve heyecanlı. Güvertede bağırışlar ve çığlıklar! Ahoy! Ahoy! Ahoy!

İnceleme radarına takılan oyunumuz Cooper Island’ın hikayesini ben yukarıdaki gibi uydurdum. Spiel ‘19 öncesi en çok istenen oyunlar listesinde ikinci sırada olan Cooper Island’da amacımız, yeni ulaştığımız adayı keşfetmek, geliştirmek ve sömürmek. Bu keşiflere de limanına yanaştığımız yarımadadan başlıyoruz. Adayı keşfettikçe uygun yerlere madenler, yerleşim yerleri kuruyor, keşfettiğimiz ormanlardan odun topluyor, verimli yeşilliklerde de hayvan besiciliği yapıyoruz.

Kıtlığın Yeni Tanımı: Cooper Island

Cooper Island gerçekten çok çok sıkı bir oyun. Kıtlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Oyunda puan dahil her şeyden çok az var. Bazen 1 odun için bazen de 1 para için çırpınır durumda oluyorsunuz. Hatta kazandığınız kaynağı koyabileceğiniz depolarınız bile yetersiz kalabiliyor. Aslına bakacak olursanız yeni bir ada keşfediyorsunuz ve her şeye bir anda sahip olamazsınız; yani bu kıtlık temaya cuk diye oturuyor.

Cooper Island Oyun
Oldukça çekişmelli geçen 4 kişilik ilk oyunumuzdan bir kare.

Oyun toplamda 5 round oynanıyor. Her rounda işçi sayınız ve varsa özel aksiyonları kullanarak aksiyonlar yapıyorsunuz. Her round 3 fazdan oluşuyor;

The Income Phase: Bu fazda her oyuncu kendi yarımadasına 1 islet tile ve 1 landscape tile yerleştiriyor. Islet tile üzerinde yazan geliri anında elde ediyorsunuz. Yerleştirdiğiniz landscape tile üzerine de o tile’a ait kaynak küpleri koyuyorsunuz. Ayrıca, oyuncu herhangi bir tekneye sahipse teknenin üzerindeki geliri de elde ediyor.

The Worker Phase: Bu fazda oyuncu sırasına göre, her oyuncu işçilerinden 1 tanesini adanın ortasındaki alanlardan birine yerleştiriyor ve o alandaki aksiyonu yapıyor. Tüm oyuncular sırayla tek tek işçilerini kullanıyorlar. Hiçbir oyuncunun işçisi kalmadığında bu faz bitiyor.

The Clean-up Phase: Bu fazda işçilerinizi besliyor, bazı özelliklerinizi yeniden aktive ediyor, eğer varsa adanızdaki heykellerin size sağladığı bonusları ve diğer başka bonusları kazanıyorsunuz.

Peki Cooper Island oyununda tam olarak ne yapıyoruz? Girişte de bahsettiğim gibi bir yarımadayı keşfedip orada bütünsel bir yerleşim kurmaya ve sömürgeleştirmeye çalışıyorsunuz. Keşif için aldığınız aksiyonlarla yarımadada keşfettiğiniz farklı tipteki bölgelerden farklı kaynaklar elde ediyorsunuz. Bu kaynakları daha sonra bina yapmak, yeni gelir kaynakları kazanmak, limandaki gemilere tedarik sağlamak vb. aksiyonlar için kullanıyorsunuz. Bu gelişimi genelde çift taraflı Landscape Tile’ları yarımadanıza yerleştirerek yapıyorsunuz.

Oyunda kurabileceğiniz alanlar ve ürettiği kaynaklar ise şu şekilde:

Dağ: Taş/Altın

Çayır: Yemek

Orman: Odun

Yerleşim Yeri: Kumaş

Cooper Island yakın çekim
Yarımadamız gelişmeye devam ediyor.

Mekanikler ve Oynanış

Oyunun ana mekaniği Worker Placement (WP). Herkes oyuna iki normal işçi ile başlıyor. Oyunda iki çeşit işçi tipi bulunuyor; normal ve özel işçiler. Normal işçilerin yapabileceği işler standart ve sınırlı diyebiliriz. Özel işçi ise haritadaki özel bölgelere giderek daha güçlü aksiyonlar alabiliyor.

Board üzerinde 8 farklı aksiyon alanı bulunuyor. İşçilerinizi uygun bir yere göndererek bu aksiyonları alıyorsunuz. Eğer başka bir oyuncunun işçisinin olduğu bölgeye giderseniz o oyuncuya 1 kaynak ya da 1 para vermelisiniz. Eğer ödeme yapacak kaynağınız ya da paranız yoksa veya ödeme yapmak istemiyorsanız oyun size ceza olarak 1 adet çapa veriyor. Bu çapa geminizin altına gidiyor ve çapalı gemiler ilerleyemiyor. Çapayı kaldırmak için de 1 dümen puanı harcamanız gerekiyor. Oyunda gemilerin mümkün olduğunca fazla ilerlemesi gerektiği için çapa ile cezalandırılmak genelde kötü bir seçenek.

Cooper Island tile placement mekaniğini biraz daha farklı ve yenilikçi bir şekilde kullanıyor. Kurduğunuz her bir alana hemen bir kaynak küpü yerleştiriyorsunuz. Burada yenilikçi diyebileceğimiz bir kullanım var; kurduğunuz alan kaçıncı seviyede ise üzerine koyduğunuz kaynak küpü o kadar değerli oluyor. Örneğin, 1. seviyedeki bir orman bölgesi kurarsanız üzerindeki küp 1 odun değerinde oluyor. Ama 4. seviyedeki bir ormanlık alan üzerinde duran küp 4 odun değerinde oluyor. Oyun içinde çok fazla kaynak isteyen bir bina ya da aksiyon yapmanız gerektiğinde 4 odun ödemeniz gerekiyorsa 4. seviyedeki ormandan aldığınız tek bir küp ile ödemeyi yapabiliyorsunuz.

Kaynak Yönetimi

Bölge üzerinden kullandığınız küpler tekrar geri gelmiyor. Yani o bölgede sürekli bir üretimden bahsedemeyiz. Üretim olması için o bölgeye yeni bir landscape tile yerleştirmeniz gerekiyor. Yani diyelim ki 4. seviye bir ormanlık bölgeden küp alıp bunu kullandınız. O bölge boş kalıyor. Daha sonra bu boş bölgenin üzerine yeni bir orman bölgesi eklerseniz seviye 5 oluyor ve anında oraya bir küp yerleştiriyorsunuz. Burada ufak bir not düşmek gerekiyor; dağlar ilk iki seviyede sadece taş üretirken, üçüncü seviyeden sonra isteğe bağlı olarak ya taş ya da altın üretiyor.

Tasarım olarak da masaüstünde gayet güzel duruyor.

Bu şekilde katmanlı bir şekilde adanızı keşfetmeye ve geliştirmeye devam ettikçe kazandığınız kaynaklar artmaya dolayısıyla opsiyonlarınız çoğalmaya başlıyor.

Her oyuncunun önünde kendine ait bir board bulunuyor. Bu board üzerinde daha sonra yapacağınız binalar, daha sonra alabileceğiniz işçilerle birlikte kazandığınız kaynakları koyabileceğiniz sınırlı sayıda depo bulunuyor. Yarımadanızda kazandığınız kaynakları bu depolara koyarsanız değeri 1 oluyor. Yani az önce yukarıda bahsettiğim 4. seviye ormanda bulunan 4 odun değerindeki küpü deponuza koyarsanız değeri 1 oduna düşüyor. Bu planlamayı oyunda çok iyi yapmalı ve dengeyi çok iyi kurmalısınız. Çünkü bina yapacağınız bölgelerde kaynak küpü olmaması gerekiyor, eğer deponuzda yeriniz varsa o küpü kaldırıp depoya koyabilirsiniz ama az önce de bahsettiğim gibi değeri 1’e düşüyor.

Bu şekilde adanızı geliştirdikçe yerleşim yerlerine bina dikmek, heykel yapmak, bir kargo gemisinden mal almak gibi daha farklı aksiyonları yapabiliyorsunuz. Bu aksiyonların bazıları size helm (dümen) puanı kazandırıyor.

Cooper Island Ships
Bu gemi nereye, nereye gider?

Dümen Kır, Puan Kazan!

Dümen puanı dediğimiz şey aslında size oyunu kazandıracak olan puanlama sistemi. Dümen puanı kazandıkça yarımadanızda bulunan gemilerinizi adanın etrafında hareket ettiriyorsunuz. Bu gemiler belirli bölgelere gelince logbook kazanıyorsunuz ve her logbook oyun sonunda 5 puan değerinde. Aslında gemilerin ilerlemesi oyundaki puan sistemi. Geminizin 1 ilerlemesi demek 1 puan demek.

Oyunun derinliği işte burada başlıyor; yukarıda da anlattığım gibi logbook almak puan kazandırıyor dolayısıyla oyunun kazanmanın en önemli yolu gemileri adanın etrafında hareket ettirmek. Siz ise gemilerinizi hareket ettirecek ve bu logbook’lara ulaştıracak bir “engine” kurmaya çalışıyorsunuz. Oyunu iki kere oynadım ve şu ana kadar iki farklı strateji keşfettim. Tasarımcı Andreas “ode.” Odendahl’ın tasarım günlüklerini ve oyunun tasarım aşamasında yoğun şekilde test eden birkaç oyuncunun yorumlarından anladığım kadarıyla oyun içinde kazanmaya giden yolda çok fazla kombo var ve bu komboları kullanarak kurabileceğiniz çok “engine” var.

Adayı Keşfettik, Uygun Yerlere Bina Dikmek Gerek

Oyun sırasında gelişim sürdükçe adanıza yeni binalar yapıyorsunuz. Bina yaptıkça da yaptığınız bina tipine göre kart kazanıyorsunuz. Oyunda 3 tip bina çeşidi var;

Küçük Binalar: Küçük binalar size kalıcı bazı özellikler kazandırıyor. Mesela bina yaptığınızda daha az kaynak ödemenizi sağlayan kartlar var ya da bir aksiyon aldığınızda ekstra para kazandıran kartlar vb.

Büyük Binalar: Büyük bina kartları size “anytime action” denilen ve isminden de anlaşılacağı gibi tur sizdeyken istediğiniz zaman yapabileceğiniz aksiyonlar veriyor. Anytime Action aslında oyunda olan bir mekanik ancak büyük bina kartları ile kazandığınız özellikler çok güçlü oluyor ve kullandıktan sonra kartı çeviriyorsunuz. Eğer tekrar kullanmak istiyorsanız clean-up fazında 2 para ödeyerek tekrar aktif edebiliyorsunuz.

Hisar: Hisar yapmak oldukça pahallı bir aksiyon ancak size kazandırdığı özellik de o kadar önemli. Yukarıda bahsettiğim clean-up fazında, büyük bina kartını tekrar aktive etme hamlesini ve kullandığınız sandıklarınızı tekrar aktive etmeyi size bedavaya yaptırıyor. Yani 2 para ödemeden kartınız aktif edebiliyorsunuz. 2 para size birim olarak az gelmiş olabilir ama oyunu oynadığınızda ne kadar değerli olduğunu anlarsınız 🙂

Son Sözler

Yazının girişinde de söylediğim gibi Cooper Island benim bugüne kadar oynadığım en sıkı en, kıt oyun olabilir. Başarılı olabilmek için çok iyi bir engine kurmalı ve olabildiğince optimize bir strateji izlemelisiniz. Oyunda çok fazla aksiyon ve yapılacak çok şey var ancak her şeyden biraz yapayım derseniz oyun sonunda muhtemelen kaybetmiş olacaksınız 🙂

Oyunda başarılı olmanın yolu ise bir strateji belirlemek ve ona uygun bir engine kurabilmek.

Oyunun kurulumu 20 dakika kadar sürüyor, çok fazla kural olması nedeniyle ilk defa oynayacaklara anlatması da bir 25 dakika sürebiliyor. Yani kurulum ve kuralları anlatma 45 dakika gibi bir süre. Ancak bu kadar kurala rağmen oyun oldukça akıcı ilerliyor. Bunda aksiyonların hızla yapılabilmesi ve oyundaki ikonografinin oldukça anlaşılır olmasının da etkisi var. Kuralları anlatırken “Brain Burner” gibi gözükse de oyun bir brain burner değil, bazı bölümlerde AP (Analiz Paralizi) olabiliyor ama can sıkacak kadar çok değil. Oyuncular arası etkileşim ise neredeyse yok gibi. Herkes kendi işine bakıyor ve kendi oyununu oynuyor. Bu anlamda tam bir klasik “Alman stili Heavy Eurogame” diyebiliriz. Oyun süresi yaklaşık 2-2,5 saat gibi bir süre. Ama bu derinlikte bir oyun için oldukça iyi bir süre olduğunu söyleyebilirim. Tasarımcının tasarım aşamasındaki günlüklerini ve bir kaç röportajını okuyunca şunu anladım ki Cooper Island yaklaşık 4.5 senelik tasarım aşamasında üzerinde çok ince düşünülerek, fazlaca emek harcanarak hazırlanmış bir oyun.

Oyunu bir kez oynayıp bitirdiğinizde kurallara tam olarak hakim oluyorsunuz. Oyundan tam anlamıyla keyif almak içinse kurallara hakim bir ekiple tekrar tekrar oynamak ve galibiyete giden yeni yollar denemek gerekiyor.

Ben şahsen oyunu oldukça beğendim. BGG puanlama sistemine göre de 7.7 puan verdim.

Artıları:

+ Yenilikçi tile placement / kaynak değeri mekaniği

+ Ağırlığına rağmen akıcı bir oyun olması

+ Yeni stratejiler keşfetmeye açık bir oyun olması

+ Güzel tema

+ Estetik tasarım ve kaliteli oyun parçaları (Oyuncu board’ları hariç)

Eksileri:

– Kurulum süresi ve kural anlatımı çok uzun sürüyor

– Oyunda yapılacak çok hamle var ancak karşılığında kazanabileceğiniz şeyler oldukça kısıtlı. (Bu durumu pozitif olarak değerlendirenler de var.)

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin