Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pasifik okyanusunun bir köşesinde medeniyetten uzak bir ada bulunurmuş. İsmi Spirit Island (Ruhlar Adası) olan bu adaya yüzyıllar önce gelip yerleşmiş olan, kendilerine Dahan diyen, yerel kabileler adada doğayla içiçe yaşarlarmış. Dahan’lar adanın doğasına zarar vermekten korkarlarmış çünkü adada çeşitli ruhların yaşadığına ve bu ruhların adayı koruduğuna inanırlarmış. Öte yandan da bu ruhları kendilerinin koruyucuları olarak bilirlermiş ve onlara saygıda kusur etmemeye çalışırlarmış.

Ailecek ada ruhlarıyla konuşan Dahan’lar. Rahatlığa bakar mısınız. Kafasındaki meyve sebze sepetini bile indirmemiş.

Dahan’lar adanın ruhlarıyla birlikte yaşarlarken, günün birinde okyanusun ötesinde bir yerlerden tahtadan yapılmış devasa gemiler gelmiş. Gemilerden hiç görmedikleri şekilde giyinen, bilmedikleri alet edevatlarla donanmış, çok farklı adetleri olan insanlar inmiş. Önceleri Dahan’lar bu “yabancı”larla farklılıklarına rağmen iyi geçinseler bile bu “yabancı”lar adada büyük binalar, evler inşa etmeye başlamışlar. Binaların sayısı gün geçtikçe artıyor, köyler, kasabalar kuruluyor, gemilerle bir sürü başka “yabancı” lar geliyormuş. Bu kadar yeni insanın barınması için adanın güzelim ağaçları kesiliyor, dağlarında büyük kazılar yapılıyor, su kaynakları kirletiliyor, ovalarında türlü çeşitli atölyeler kuruluyormuş. Dahan’lar yabancılara adanın ruhlarından bahsedip böyle yapmamalarını, bu davranışlarının adanın ruhlarının hoşuna gitmeyeceğini, onları kızdırmamalarını defalarca söylemişler ama yabancılar bu lafları hiç mi hiç kâale almadan işlerine devam etmişler. Hatta kendilerine engel olmaya çalışan Dahan’ları öldürüp bâzı kabileleri köle bile yapmışlar.

Yabancıların bu umursamaz davranışları bir süre sonra adanın kadîm ruhlarının canına tak etmiş ve yüzyıllardır uzaktan izledikleri kendi evleri ve vatanları olan bu kutsal toprakları korumak için yüzyıllık dinlenmelerine ara vermişler. İnsanların boş bırakıldığı zaman ne kadar zararlı varlıklar olduklarını bildiklerinden, tek bir çareleri olduğunu biliyorlarmış bu yabancıların köylerini kasabalarını yakıp, zihinlerini işgâl edip, vücutlarını paramparça edip adadan def olmalarını sağlamak için uğraşa başlamışlar.

Oyun incelemesi diye açtık, hikaye mi okuyacaktık yâhu?

Biraz masalımsı bir giriş oldu ama bu kadar değişik temalı bir oyun için daha azı da pek yeterli olmayacaktı. Spirit Island 4 kişiye kadar oynanabilen kooperatif bir oyun. Oyunun isminde adı geçen Spirit Island’ın (Ruhlar Adası) kadim ruhları olarak adaya gelen yabancı/kolonist/işgalcileri öldürmek ve delirtmek vasıtasıyla adamızdan def etmeye çalışıyoruz. Elden kart oynamalı, ufak bir deste inşa etmeli, biraz alan kontrollü oldukça yüksek tempolu kooperatif bir oyun. Artık temasından mı, oynanışın zevkli olmasından mıdır bilmiyorum, 2017’nin en iyi oyunlarından birisi olup BGG en iyi 20’nin içine çok hızlı bir şekilde girdi.

4 kişilik ada kurulumu. Mantar gibi olan şeyler Dahan’lar oluyor. Ama hayır, “mantar gibi” bitmiyorlar, genelde ölüyorlar.

Nasıl oynuyoruz peki oyunu?

Oyunda ana board’u adamızın bir haritası oluşturuyor. Harita üzerinde işgalciler, yerli Dahan kabileleri ve ruhların güçlerinin varolduğu bölgeleri belirten pullar var. Her tur her ruh bir miktar güçlendikten sonra (hani uyuyorlardı, işte yavaş yavaş uyanıyorlar), elimizdeki güç kartlarıyla bir miktar güç oynamaya karar veriyoruz. Sonrasında işgalcilerin turu başlıyor ve sırasıyla adanın belli bölgelerini harap ediyor, sonra başka bölgelerinde köy kasaba kuruyor, en son olarak da yeni bâzı bölgelerini keşfe çıkıyorlar. Turumuzun en sonunda da turun başında oynadığımız güçlerimiz devreye giriyor ve işgalcileri, şehirlerine saldırıp, onları yok edip, Dahan’ları işgalcilerin başlarına musallat edip, bir taraftan da işgalcileri delirtmeye çalışıyoruz. Bu şekilde turlar ilerliyor tâ ki, işgalciler adada anormal bir miktarda yayılıp uzun süre kalırlarsa (bir destenin bitmesiyle olan bir durum) ya da ruhlardan en az bir tanesi adanın harap olmasıyla yok olursa oyunu kaybediyoruz. Öte yandan eğer işgalcileri yeteri miktarda öldürürseniz ya da yeteri kadar delirtirseniz, “Yeter Artık! Ne manyak yermiş!” diyip adamızdan çekip gidiyorlar ve oyunu kazanmış oluyoruz.

Başlarına geleceklerden habersiz adaya yeni ayak basmış kâşifler.

Bir dakika, birisi kooperatif oyun mu dedi?

Şimdi kooperatif oyun konusu biraz karışık bir konudur. Bir kere her oyuncu sevmez, “ne yâni masayı mı yenmeye çalışıyoruz ne sıkıcıymış” diyenler olur. Hadi diyelim burayı geçtik, oyuna başladık. Bir süre sonra oyunu en çok bilen (ya da oyunu yenmeye en gazlı) oyuncu “Sen buraya git, sen şu işi yap” diye diğer oyunculara öneri/tavsiye vermeye başlar. Oyunu az bilenler (ya da o gün masaya biraz dinlenmek için oturmaya gelmiş olanlar) de bu arkadaşın dediklerini yapmaya başlarlar. Bir süre sonra bu oyuncu, ki Alfa Oyuncu da denir bu arkadaşlara, oyunu tamamen ele geçirir ve oyun aslında 1 oyuncu masaya karşı hâline gelir. Bu Alfa oyuncu sorununun önüne geçmek için kooperatif oyunlar çeşitli mekanizmalar ile karşımıza çıkmaya çalışıyorlar. Spirit Island’ın anti-alfa oyuncu mekanizması da basitçe oyunu karmaşıklaştırmak olmuş diyebiliriz. Oyunda bir çok çark çalışarak bir iş yapıyorsunuz ve bir çok durumda oyuncular ancak çok kaba seviyede dayanışma yapabiliyorlar. Genelde “abi adanın güneyini ben tutuyorum, şurayı kim tutacak?” şekilde konuşmalar çok oluyor. Yoksa sen şu kartı buraya oyna vs… gibi öneriler vermeye çalışmak daha eski kooperatif oyunlara göre çok daha zor. Keyifli bir Spirit Island oyununda herkes kendi ruh’unun özelliklerini iyi bilip, ona göre belli kombolar yapmaya çalışacak ve güçlü olduğu alanlarda top koşturmaya çalışacak.

Ruh’unu seç, oyuna başla! Bâzı ruhlar daha kolayken bâzılarınu doğru oynamak tecrübe gerektiriyor.

E peki 2-3 defa oynadık, tekrar oynanabilirlik ne durumda?

Oyunun bir diğer güçlü olduğu taraf da ana kutuyla gelen bir sürü oyun modu. Ana oyun sizi kesmemeye başladığı zaman Prusya, İngiltere, İsveç’in aralarında bulunduğu bir “rakip ” ekleyip zorluk seviyesini istediğimiz kadar artırabiliyoruz. Bu da yetmezse adanın bir default bir de tematik ama daha zorlu olmak üzere iki farklı versiyonu bulunuyor. Hâlâ yetmediyse özel senaryoları devreye sokabiliyoruz. Bunların yanı sıra oyundaki her ruh’un farklı oynama tarzları var be bâzılarının oynaması basit ruh’lara göre epey farklı ve çetrefilli.

Ruhları yönetmek nasıl bir his?

Şu ânâ kadar 3-4 farklı grup ile oynama imkânı buldum Spirit Island’ı. Öncelikli olarak teması çok farklı olduğundan insanı epey bir içine çekiyor. Ama kural anlatması biraz vakit alıyor, sonrasında da ilk oyunda genelde oyuncular “Aaa öyle mi oluyormuş” diyerek oyunu ancak oyunda öğreniyorlar kezâ bir çok mekanizma çok dolaylı yollardan çalışıyor, bunları tecrübe etmeden anlamanız epey zor. Oyun bitiminde ise genelde birkaç gün sonra tekrar oynayalım diyerek ayrılıyorsunuz, oyun epey içine çekiyor insanı. Mekaniği ve hissiyatının yanı sıra oyunun parçaları, haritası da oldukça iyi tasarlanmış. Basitçe oynarken devamlı baktığınız oyun board’u epey güzel görünüyor ve acayip dinamik bir halde. Oyunun kartları da epey özenilerek hazırlanmış. Kartların üzerindeki tipografiler çok tutarlı ama kartların bir çoğunun üzerinde yazılı açıklamalar var dolayısıyla oyunu oynamak için belli miktarda dile bağımlılık var diyebilirim.

Ağır ve oldukça tematik bir kooperatif oyun arıyorsanız Spirit Island tam size göre bir oyun. Bir çok eklenti ve oyun modu ile geldiği için de devamlı hadi bir de şunu ekleyelip görelim diyerek defalarca oynayıp, farklı durumlarda oyunu deneyebilirsiniz. Bunlar da yetmezse oyunun bir expansion’ı bulunmakta, 2020’de de ikinci expansion’ı piyasaya çıkacak. Öteki taraftan, rahat bir kooperatif oyun oynayayım, Pandemic gibi bir şey arıyorum derseniz Spirit Island size içine girmesi zor bir oyun olarak çıkacaktır.

https://boardgamegeek.com/boardgame/162886/spirit-island

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin