Oynamaktan en keyif aldığım 10 oyun ve kısa açıklamaları.

10- Chaos in the Old World

Eric Lang’in 2009 yapımı alan kontrolü/savaş oyunu gerçek bir şaheser. Oyunda kurgu bir tanrıyı canlandırıyor ve şeytani güçlerinizi kullanarak “Eski Dünya’ya” yıkım getirmeye çalışıyorsunuz. Tanrıların birbirinden farklı kartları ve yaratıkları var. Böyle olunca da oyun size asimetrik bir deneyim sunmuş oluyor. Lang aynı zamanda yine aynı kategoriye ait Rising Sun ve Blood Rage’in de tasarımcısı ama bence başyapıtı kesinlikle Chaos in the Old World.

9- Biblios

Steve Finn’in tasarladığı ve 2007 yılında piyasaya sürülen Biblios, genel anlamda tasarım denince ilk aklıma gelen özelliklerden birini barındırıyor; basit ama derin. Oyunda orta çağ manastırındaki bir başrahipi canlandırıyorsunuz ve diğer başrahipler ile en büyük kutsal kitap kütüphanesini kurmak için mücadele ediyorsunuz. Bunu yapmak için de manastırda bulunan din adamlarının sizin için çalışması gerekiyor, ayrıca kaynağa yani altına da ihtiyacınız olacak. Oyun boyunca altın ve sizin için çalışacak din adamlarını topluyorsunuz. Bu sırada piskoposu da etkilemek ve kullanmak zorundasınız. Biblios oldukça eğlenceli ve basit kuralları olan ve yaklaşık 30 dakikada biten bir oyun ve aynı The Resistance gibi tekrar tekrar oynamak isteyeceğiniz bir oyun.

8- The Resistance

Bu kadar ağır oyundan sonra listeye bir tane de hafif bir oyun ekleyeyim. Distopik bir evrende İmparatorluk Casuslarına karşı Direnişçileri canlandırıyorsunuz. Oyun tam bir party oyunu ve oynamak için en az 5 kişi gerekli. Oyuncu sayısına bağlı olarak roller gizli bir şekilde dağıtılıyor. Casuslar birbirini tanıyor ancak direnişçiler birbirini tanımıyor. Oyun esnasında davranışlardan ve oynanan kartlardan kimin casus kimin direnişçi olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Bazen kendi takım arkadaşınızdan bile şüphe ederken, en güvendiğiniz ismin rakibin casusu olduğunu acı bir tecrübeyle de öğrenebiliyorsunuz. Oyun esnasında görev kartları açılıyor ve herkes bu görevin başarılı ya da başarısız olması için gizli şekilde oy kullanıyor. The Resistance oldukça eğlenceli en fazla 30 dakika süren ve asla tek bir kez oynamakla yetinemeyeceğiniz bir oyun. Ben bir oturuşta 7-8 kez oynadığımı bilirim. Ayrıca kısa bir istatistik vereyim; bugüne kadar sevgili İZİMİZ ile aynı anda casus olduğumuz hiç bir oyunu kaybetmedik. (kaç oyun olduğunu hatırlamıyorum ama 5-7 gibi bir sayı olmalı)

7-Dominant Species

Milattan önce 90.000. Buz çağının korkunç etkileri kendini yavaş yavaş göstermek üzere. Oyuncular ise bu korkunç çağa ayak uydurup evrilmeye çalışan 6 farklı yaratık cinsinden birini canlandırıyor. Yaşanacak alan ve besin kaynağı kısıtlı olunca diğer cinslerle çok sıkı bir yaşam mücadelesine girmek zorunda kalıyorsunuz. Ve oyun bunu gerçekten size hissettiriyor. Daha fazla kaynağa ulaşmak ve çağa ayak uydurmak için güvenli bölgelere yayılmak ve oralardaki hakimiyetinizi korumak zorundasınız. Dominant Species biyolojik evrim temalı klasik bir 4x oyunu. 4X de nedir derseniz; eXplore, eXpand, eXploit, & eXterminate yani sırasıyla keşfet, genişlet, sömür, ve yok et. Oyun karmaşık ve ağır, oyun süresi ise yaklaşık 4 saat ancak bu karmaşıklığa ve beyin hücrelerinizin tek tek yanmasına rağmen her bir saniyesine değiyor.

6- Concordia 

Bir başka Mac Gerdts şaheseri de listeme 6 numaradan giriyor. Milattan önceki yıllarda Roma İmparatorluğu’nun Akdeniz’in tek hakimi olduğu dönemlere gidiyoruz. İnsanların ahenk içinde yaşadığı, kanunların ve kuralların üstün olduğu, ekonomi ve ticaretin hızla yükselişe geçtiği bu dönemde, bizler de oyuncular olarak hanedanımızı genişletmek isteyen tüccarlarız. Sömürgecilerimizi başka bölgelere göndererek o bölgelerde ticarethaneler kurup yerel ürünleri üretiyor, daha sonra bu ürettiğimiz ürünleri tekrar ticaret için kullanıyor ya da yeni bölgelerede yeni ticarethaneler açmak için kullanıyoruz. Bütün bu ticaret akışı içinde zaman zaman nüfusumuzu da kullanmak gerekebiliyor. Diplomatlarımızı çeşitli görevler için kullanıyoruz. Tüm bu süreç içinde mitolojik tanrıları da unutmuyoruz çünkü oyunun sonunda hangi tanrıya ne kadar hizmet ettiyseniz size puan olarak o kadar dönüşü oluyor. Yine basit kural, fazla aksiyon seçeneği olan oyunlardan bir tanesi olan Concordia oldukça eğlenceli bir oyun. Oyun süresi de yaklaşık 90 dakika.

5- The Castles of Burgundy 

2011 yapımı bir Stefan Feld oyunu olan The Castle of Burgundy’de, orta çağ Fransa’sında Burgundy bölgesindeki aristokratları canlandırıyoruz. Amacımız ise bölgedeki küçük prensliğimizi adım adım genişletmek. Bunu başarmak içinse bölgemizde tarımsal, teknolojik, mimari gelişimleri belirli bir düzen içerisinde yapmalı ve ürettiğimiz mallarla deniz yolunu kullanarak ticaret yapmalıyız. Prensiliğimizi adım adım genişletirken bazen yaptığımız binaların bize sağladığı kolaylıkları bazen de ekstra iş gücünün faydalarını kullanıyoruz. Burgundy kuralları çok az ama aksiyon sayısı farklı olan oyunlardan. Her kurulumda rastgele bir düzen seçildiği ve farklı oyuncu haritaları olduğu için tekrar oynanabilirliği oldukça yüksek ve çok eğlenceli bir oyun. Oyun süresi yaklaşık olarak 90 dakika.

4- Tzolk’in

2012 yapımı bir şaheser! Simone Luciani ve Daniele Tascini’nin ortak olarak tasarladığı bir WP (worker placement) oyunu. Oyunda antik maya kabilelerini canlandırıyor, kaynaklar toplayıp binalar yapıyor, tapınaklarda görevler alarak tanrıları memnun etmeye çalışıyoruz. Bunları yaparken teknolojik gelişimimizi de unutmuyoruz tabi ki. Tzolkin kuralları oldukça basit ama aksiyonların oldukça fazla olduğu bir oyun. Oyunun detaylı bir incelemesine şuradan ulaşabilirsiniz.

3- Railways of the World

Buhar Çağı’nın ilk yılları, Amerika’nın doğu yakası. İlk lokomotifler rayların üzerine inmiş ve bizler de oyuncular olarak demiryolu şirketi sahipleriyiz ve şirketimizi geliştirerek öncelikle New York’tan Chicago’ya (ana oyun) oradan da Amerika’nın batı yakasına ve gerekirse daha da kuzeye ve güneye doğru (ek paketler ile) demiryolu ağlarımızı örüyoruz. Ördüğümüz bu ağ boyunca şehirlere ürünler taşıyor, yeni lokomotifler satın alıyor, hisseler dağıtıyoruz. Glenn Drover, Martin Wallace’ın birlikte tasarladıkları ve ilk olarak 2005 yılında Railroad Tycoon olarak yayınlanan çok eğlenceli ve stratejik bir tren oyunundan bahsediyorum. Muhteşem oyun parçaları ve devasa haritasıyla masada ben buradayım diye bas bas bağıran bir oyun. Oyunu oynarken güzel bir Blues (tercihen Chicago Blues) çalma listesi dinlerseniz alacağınız keyif daha da artacaktır.

2- Imperial

Üstad Mac Gerdts’in 2006 yılında yayınladığı ve yine kendisine ait olan rondel mekanizmasını çok ustaca kullandığı ekonomik hakimiyet oyunu. Oyun emperyalizm çağındaki Avrupa’da geçiyor. Oyuncular büyük paralara sahip yatırımcıları temsil ediyor ve ülkelere yatırım yaparak hisselerini satın alıyorlar. Bir ülkenin en fazla hissesine sahip olan oyuncu o ülkenin alacağı siyasi hamlelere karar veriyor. Bu siyasi hamleler ise ülkeye yeni fabrika kurmaktan, ordusunu başka bölgelere hareket ettirmek, gerekirse diğer ülkelere savaş açmak gibi seçenekler sunuyor. Burada asıl eğlenceli olan şey ise bu siyasi hakimiyet, oyun içinde birden fazla kez el değiştirebiliyor. Yani siz Almanya’yı kontrol edip, uzun süredir planladığınız hamlenizi yapmak üzereyken bir başka oyuncu gelip Almanya’nın kontrolünü sizden alıp planlarınızı bozabiliyor. Imperial’in en sevdiğim özelliği ise oyunda şans faktörünün sıfır olması. Tüm kararları rondel’de bulunan hamlelerden seçmek zorundasınız. Zar atmak yok, rastgele açılan kartlar yok. Böyle bir oyunda bunu başarabilmek teknik ve tasarımsal anlamda gerçekten büyük bir iş.

1- Twilight Struggle

Benim için bir oyundan da öte. Adeta bir soğuk savaş tarihi özeti gibi. Bir tarafta kapitalist ABD, diğer tarafta komünist SSCB dünya üzerinde hakimiyet kurmak derdindeler. Bu hakimiyeti kurmak için de ülkelerde darbe yapmak, siyasileri etkilemek, belirli bölgelerde kamplaşmak, iç savaş çıkartmak, uzay teknolojileri geliştirmek, suikast vb. gibi operasyonlar düzenliyorlar. İki kişilik, asimetrik, karta ve zara dayalı bir savaş oyunu. Masa üzerinde oynarsanız 3 saat gibi bir sürede bilgisayarda oynarsanız 1.5 saat gibi bir sürede bitirebilirsiniz. Kuralları fazla ama karmaşık değil. İlk oyundan sonra kuralları öğrenmiş olurunuz. BGG’de çok uzun süreler 1 numarada kalan oyun şimdilerde 5 numarada olsa da benim gönlümde hep 1 numara!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin