Dünyanın en büyük kutu oyun fuarı Spiel ‘19, bu sene 24-27 Ekim 2019 tarihleri arasında gerçekleşti. Bu yıl fuara dünyanın çeşitli ülkelerinden 209.000 ziyaretçi katıldı. Bu sayı geçen sene 190.000’di. 1.200 yayıncı ve oyun firması, toplamda 1.500 yeni oyunla fuardaki yerlerini aldılar ve bu bir rekordu.¹ Biz de Türkiye’den bir grup gamer olarak kalktık gittik ve fuara katıldık ve ben de biraz gecikmeli de olsa size bu sene Essen’de yaşadığımız tecrübeleri yazdım. 

Öncelikle Essen nedir? Spiel nedir? diye soruyorsan ve konuya pek hakim değilsen öncelikle şuradaki yazıyı okumanı öneririm. 

Essen Spiel Nedir? Neden Gidilir?

Yukarıdaki linkteki yazıyı okuduysanız ya da “bunları biliyoruz hacım, konuya geçelim” diyorsanız başlıyorum.

Spiel 19 – Bir Essen Macerası

Spiel her sene olduğu gibi bu sene de Perşembe’den Pazar’a kadar dört gün boyunca ziyaretçilere kapısını açtı. Bu dört gün boyunca dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen gamer’lar fuarda kurtlarını döktüler. 🙂 Eğer yanılmıyorsam Türkiye’den fuara 10 kişi kadar katıldık. (İki arkadaşımız Hollanda’dan teşrif ettiler.) Bu sene benim fuara üçüncü katılışımdı. Daha önce 2014 ve 2017 senelerinde Spiel’e katılmıştım. 

Ben kişisel olarak gezimin öncesine bir ekleme yaparak Amsterdam’a üç günlük bir ziyarette bulundum. Perşembe sabahı da İstanbul’dan gelen Özgür’le saat 06:00 gibi Amsterdam’dan trene binerek, 2 saat 20 dakikalık bir yolculukla Essen’e vardık.

two gamers traveling on the train.
Özgür Başgan’la Amsterdam’dan Essen’e tren yolculuğu

Özgür’le trende kendi dilimizde fuar ve oyunlar hakkında sohbet ederken kullandığımız bazı terimlerden olsa gerek, karşımızda oturan Hollandalı bir çift de bizim fuara gittiğimizi anladı ve onlarla muhabbete başladık. Oberhausen’de aktarma yaptığımızda aramıza bir kişi daha katıldı ve ortak dilimiz bir anda “Gameish”e dönüştü. 

five gamers met at the train station.
2 Türk, 2 Hollandalı ve 1 Polonyalı gamer, Oberhausen tren istasyonunda buluşmuşlar…

Saat 09:15 gibi fuar kapılarına dayandık ve biletlerimizi önceden internet üzerinden aldığımız için kapıların açılmasını beklemeye başladık. Eğer biletlerinizi internet üzerinden almazsanız hem daha pahalıya geliyor hem de bilet için de uzunca bir sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz. Ben dört günlük kombine bileti 37 Euro’ya aldım. Günlük bilet alırsanız fiyat 15 Euro. Önümüzdeki senenin biletleri de Ağustos 2020 tarihinden itibaren satışa çıkacak. 

Crowd of people are waiting at entrance of fair.
Safları sıkılaştıralım arkadaşlar.

 

 

 

Kapılar Açılsın, Koşuşturma Başlasın!

Kapılar saat 10:00’da açıldı ve insanlar içeriye hücum ettiler. İnsanların bu koşturmasının iki sebebi oluyor; 

1- Çok konuşulan, çok aranan bazı oyunların biteceğine dair olan inanç. (ki gayet mümkün)

2- İndirim yapan standlarda sıraya girip oyun alabilmek.

Şimdi bu iki maddeyi size fazla uzatmadan izah etmeye çalışayım. Öncelikle ilk madde; gamer’lar arasındaki tabir ile Sold Out ya da Sold Out Risk. Fuar öncesinde bazı oyunlar ön plana fazlaca çıkabiliyorlar. Yayıncı şirketler ürünlerini iyi pazarlarlarsa bu oyuna merak ve ilgi artıyor. Hele bir de ünlü bir kaç oyun yorumcusu tarafından oynanış videosu çekilip övgü alırsa o oyun bir anda çok istenen bir oyun olmaya başlıyor. Böyle bir durumda eğer oyunu yayınlayan firma fuara yeteri kadar kopya getirmediyse oyun hızlıca satılıyor ve tüm kopyalar tükeniyor yani sold out oluyor. Bu özellikle Avrupa Birliği dışından gelen yayıncıların oyunlarında oluyor. Çünkü bu yayıncılar kargolama, gümrük, nakliye vb. sebeplerden dolayı Avrupalı yayıncılar kadar oyun getiremiyorlar. Bu durum benim başıma 2017 senesinde gelmişti. Almayı istediğim iki oyun Santa Maria ve Ex-Libris ilk günden sold out olmuşlardı. 

İkinci maddede bahsettiğim indirim konusuna gelecek olursak, bazı dükkanlar bazı oyunlarda indirim yapıyorlar ve o dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Bu sene böyle üç dükkan gördüm ve fuara girdikten 15 dakika sonra ikisinin önünde uzunca bir kuyruk oluşmuştu bile. Özellikle Fantasy Flight Games’in Star Wars: X-Wing Miniatures Game için açtığı indirim dükkanı önünde fuarın 4 günü boyunca kuyruk eksik olmadı.

Ben bu sene en çok almak istediğim üç oyunu (Cooper Island, Mezo ve Cartographer) ön sipariş yaptığım için ilk günden mutlaka almak istediğim bir oyun yoktu. Dolayısıyla benim için sold out olabilecek bir şey de yoktu… Aslında vardı; Spiel ‘19 tişörtü. 

Bu sene fuar başlamadan önce fuar organizatörleri bir tişört yarışması düzenlediler. Yarışma tüm katılımcılara açıktı ve ödül olarak 1.000 euro ve 4 günlük fuar bileti hediye edildi. Yarışmayı Akinga Ga isimli Ukraynalı bir tasarımcı kazandı. İşte ben bu tişörtün sold out olabileceğini düşünerek ilk olarak tişörtün satıldığı organizatör standına gittim ve 20 Euro karşılığında tişörtümü aldım. Tişört ilk günden sold out olmadı ama dördüncü gün sold out olmuştu.

İlk Gün Heyecanı ve Yorgunluğu

Fuarın ilk günü Özgür’le biraz keyfe keder gezdik. Yanımızda sırt çantası veya alacağımız oyunları taşıyabileceğimiz poşetler yoktu. (İlk gün yolculuğu esnasında ufak bir talihsizlik yaşadık) Biz de alışveriş yapmak yerine fuarı gezip, neler olup bittiğine bakmaya karar verdik. Şu kadarını söyleyebilirim ki fuarın ziyaretçi rekoru kıracağı ilk günden belliydi. Fuar alanı oldukça kalabalıktı. 

Özgür’le rastgele gezerken kendimizi bir anda tasarımcı Vital Lacerda’nın bulunduğu Eagle-Gryphon Games standının önünde bulduk. Lacerda abimiz tam da o anda bu senenin en çok merak edilen ancak fuara yetişmeyen oyunu On Mars’ı masaya kurmuş meraklı ziyaretçilere oyunu anlatıyordu. Muhtemelen çok iyi bir oyun olacak ve 2015 yılında çıkan Marslı kitabı/filminin sağladığı Mars hype’ına son noktayı koayacaktır.

Vital Lacerda abimiz bir başka oyunu olan Escape Plan’ı anlatıyor.

Fuarın ilk günü biraz daha gezdikten sonra saat 15:00 gibi Özgür sırtında taşıdığı çantanın ağırlığından, bense önceki üç günde Amsterdam’ı yürüyerek dolaştığımdan dolayı yorulmaya başladık. Biraz mola verip dinlemek için dışarı çıkıp yere oturduğumuzda hemen arkamızda yerde yatıp, Almanya’daki Ekim güneşinin tadını çıkartan ve hiç de yabancı gelmeyen birisini gördük; Imperial, Concordia, Navegador ve daha bir çok oyunun tasarımcısı ve Rondel mekaniğinin mucidi Sayın Mac Gerdts! Kendisine gidip sayın üstad geçen seneyi boş geçtiniz, bu seneyi de bol geçtiniz seneye yeni bir oyun çıkartacak mısınız? diye sormak isterdim ancak bir Alman’ı tam da istirahat zamanında üstelik güneşin tadını çıkarırken rahatsız etmeyi göze alamadım 🙂 

Şu arka plandaki mavi çöp kutusunun yanında yatan zar-ı şahane Mac Gerdts.

Fuarın ilk günü yavaş yavaş biterken biz de otelimize dönüp biraz dinlendikten sonra, otelin lobi katında fuara gelen ziyaretçiler için hazırlanan toplantı salonuna geçtik. Essen’de yapabileceğiniz en güzel şeylerden birisi de işte bu; gündüz fuardan aldığınız oyunları akşam oturup oynamak. Türkiye’den fuara katılan ekipten 7 kişi aynı oteldeydik ve istisnasız her akşam oyun oynadık. Yeni çıkanlardan ve en çok talep edilen oyunlardan birisi olan Maracaibo’yu da işte bu akşamlardan birinde test ettik. Oyunu oynayanların ilk yorumu gayet olumlu ve klasik bir Alexander Pfister oyunu şeklindeydi.

Özgür Maracaibo kurallarını anlatıyor. Arka masamızdaki Tayland’lılar da Maracaibo oynayacaklardı, baktılar Özgür kuralları anlatıyor gelip bedavadan öğrendiler. Uyanıklar!

 

İkinci Gün; Taktik Maktik Yok, Bam! Bam! Bam!

Fuarın ikinci gününden itibaren daha hücuma yönelik bir taktik belirledim ve ikinci günden itibaren istediğim oyunları almaya başladım. Bazı yeni oyunlarla birlikte BGG üzerinden yapılan açık artırmalar sayesinde kazandığım bazı oyunları da kazandığım kişilerle buluşarak aldım. Geçtiğimiz senelerde dar bir alanda yapılan bu takaslar için bu sene fuarın 7 numaralı geniş salonunu kullanıldı ve gayet de iyi oldu. 

7. salona taşınan Math Trade alanında takas ve ikinci el alım satım yapılıyordu.

Fuar alanında gezerken Board Royale oyununun standına da denk geldik. Board Royal Atakan Cankorur ve Tuna Pamir’in tasarladıkları ve oldukça başarılı bir Kickstarter kampanyası geçiren bir survival kart oyunu. Atakan’la kısa bir görüşmemiz oldu. Önümüzdeki günlerde Board Royal oyunu hakkında daha detaylı ve başka bir yazıyı da Meepublic’te yayınlayacağız.

Atakan Cankorur ve ben. Sağdaki ben 🙂

İşte bu şekilde ikinci, üçüncü, dördüncü gün derken bir fuarın da sonuna gelmiştik. 4 koca gün boyunca, aynı dili konuştuğumuz hobicilerle ayaklarımızın altına kara sular ininceye kadar fuar alanını tekrar tekrar dolandık. Almayı düşündüğümüz oyunların bir kısmını aldık, bir kısmından ise son anda vazgeçip onların yerine aklımızı çelen ancak listemizde olmayan başka oyunlar aldık. 🙂 İstisnasız her akşam otelde açılan salonda oyunlarımızı oynayıp bol bol geyik yaptık. 

Seneye Spiel ’20

Fuar yani Spiel ‘20 önümüzdeki sene 22-25 Ekim tarihleri arasında yine Essen’de bizleri bekliyor olacak. Biz de yine orada olmaya çalışacağız. Daha şimdiden otel rezervasyonları dolmaya başladı.

Ve Pazar akşamı uçağımıza binerek Türkiye’ye dönüş yaptık. Bütün bunlardan geriye de aşağıdaki güzel anılar kaldı. 

Bu yazıyı okuyup da fuara gelmeye heveslenen olursa seneye Essen’de görüşürüz!

Essen Spiel 19 ganimetim!

Fuar için özel olarak üretilen bir Mr. Jack kopyası. İşte böyle böyle satıyorlar oyunları bize 🙂

Heavy Euro oyun oynarken beyni yanan bir gamer fuar alanında bulunan özel alanda ameliyata alındı 🙂Herkes oyununu satmak için elinden geleni yapıyor. Bunun en iyi yolu da fuara gelen ziyaretçilere oyun kurallarını anlatıp oyunu oynatmak.
Fuar alanında çeşitli engellere sahip pek çok insan bulunuyordu. İnsanlar engel tanımıyor!

Europa Universalis: The Price of Power demo olarak görücüye çıktı. Oyununu 2020’de yayınlanması bekleniyor.

Şu gördüğünüz özel yapım oyun masası sadece ama sadece 9.300 euro’ya sizlerin olabilir!

Essen’e özel tasarladığımız tişörtlerimizle tam bir takım gibiydik 🙂

 

 

 

Kaynakça:

1- spiel-messe.com

 

 

 

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin