Nispeten yeni oyuncu olmama rağmen son birkaç ayda epey şehir kurma oyunu oynadım diyebilirim. Bazılarını çok sevsem de bazılarına kanım hiç ısınmadı. Mesela Suburbia 2 kez şans verip (bir kez 2 oyuncu bir kez solo) hemen elden çıkardığım bir oyun oldu. Neden bilmem oyun bir şekilde tekdüze geldi bana. Tam tersi şekilde Quadropolis hiç şans vermediğim halde aşırı sardı. Epey light bir oyun gibi görünse de “ben bu binayı alırsam, o bu binayı alır, diğeri de şunu alınca bana bu kalır” hesaplamaları yaptırması çok hoşuma gitti.

2019 çıkışlı Tiny Towns ise benim için tıpkı Quadropolis gibi epey sürpriz oldu. Oyunun epey artısı ve eksisi var, hepsinden bahsedeceğim ama öncelikle nedir bu Tiny Towns ona bi bakalım.

Yüksek yüksek tepelere ev kurmacalar

Ormanda yaşayan ve yırtıcılardan uzakta huzurlu bir hayat sürmek üsteyen küçük orman canlılarının liderlerini oynuyoruz ve bu canlılar için birer kasaba inşa etmeye çalışıyoruz. Amacımız en verimli kasabayı inşa edip en yüksek puanı almak ve oyunu kazanmak.

Kulübelerden değirmenlere, fabrikalardan bankalara kadar pek çok bina çeşidini inşa ediyoruz günün sonunda. Maksat fareler ve tavşanlar kaliteli bir hayat sürsün.

 

Kendi kasabamı nasıl kurarım?

Oyunda 5 farklı renkte küp ve 7-8 farklı renkte bina var. Amacımız yere açılan 7 farklı bina tipini inşa etmek için, o bina kartının üzerindeki tetris şeklini kendi board’umuz üzerinde rekli küpleri kullanarak oluşturmak. Doğru tetris meydana geldiğinde, bir bina tamamladığınızı ilan edip, binanızı o tetrisi tamamlayan küplerden birinin yerine koyup küpleri board’un dışına alıyorsunuz. Böylece bir bina tamamlamış oluyorsunuz.

Peki küpler neye göre board’a yerleştiriliyor. Burada 2 varyant var. Birincisi ve bence oynanabilir olan tek varyantı şu: ilk oyuncu bir renk küp seçiyor ve masadaki diğer oyuncular da aynı renk küpü alarak board’larındaki rastgele bir yere simultane olarak yerleştiriyorlar. Sonra bu işlem saat yönünde devam ediyor. Bir oyuncu artık kendi board’una daha fazla bina yapamaz hale geldiğinde oyun dışı kalıyor. Tüm oyuncular daha fazla bina inşa edemez hale gelene kadar oyun devam ediyor.

Benim “no” dediğim ikinci varyant ise kural kitabının önerdiği varyant. Renkli küpler için bir deste kart var. Kapalı olarak masanın ortasına yerleştiriyorsunuz. İlk oyuncu bir kart açıyor, hangi renk küp geldiyse herkes kendi board’una yerleştiriyor. Fakat üst üste çok kez tek renk geldiğinde oyun kitleniyor o yüzden bu varyant fazla şansa dayalı olduğu için önermiyorum.

Kimin kasabası daha iyi?

Burada, yere açılan 7 farklı bina kartının birbirleriyle olan etkileşimine önden bakıp bir strateji kurmak gerekiyor. Mesela kulübeler, oyun sonunda 3 puan ediyor. Fakat 3 puanı alabilmeniz için kulübelerde yaşayan minik dostların beslenmiş olması gerekiyor. Burada da devreye “çiftlik” kartı gibi kartlar giriyor. Örneğin çiftlik kartı “dikey ve yatay olarak komşu olduğu her kulübeyi besler “ gibi bir özelliğe sahip oluyor ve buradan puan almak için komşu olmalarına dikkat ederek hamlelerinizi hazırlıyorsunuz.

Her bina birbiriyle farklı şekillerde etkileşime giriyor. Bazıları yanyana olmak isterken, bazıları mümkün mertebe uzak olmak istiyor gibi gibi…

Buna ek olarak bir adet de gizli görev kartı var her oyuncuda. Bu görev kartlarıyla da o kasabaya özel bir bina yapılabiliyor. Bu bina oyun sonunda ek puan veya oyun içinde kullanılabilecek o oyuncuya özel bir özellik veriyor. Mesela normalde bir binayı tamamladığınızda sadece o binayı tamamlamak için kullandığınız küplerden birinin olduğu kareye binayı yerleştirebiliyorsunuz. Fakat bu özel binalardan bir tanesi, istediğiniz yere bina koymanızı sağlayan bir özellik veriyor.

Son iki kişilik oyunumuzu eşimle oynadık. İlk oyun ucu ucuna kazansam da ikinci oyun beni ters yüz etti.

Bu kasabada ikimize yer var mı yok mu?

Yazının en başında da söylediğim gibi Tiny Towns beni pozitif anlamda şaşırttı aslında. Oyunun başında, “ohoo küp koy bina yap, bu ne ya çocuk oyunu” deyip, o 16 karelik player board dolmaya başlayınca “ulan ben bu küpü buraya koyarsam, ya o kırmızı derse?”, “kahverengi diyeyim ki o da sarı diyecek nasılsa ben de bu binayı yapmış olurum böylece” gibi yarı derinlemesine stratejilere geçmeye başladık. Bu da tüm ön yargılarımı ve kötü düşüncelerimin büyük bölümünü yıkmaya yetti.

Oyunu öğrenmek ve oynamaya başlamak çok kolay. Parçaları masaya koyduktan sonra oyuna başlamak 10 dakika. Aynı şekilde oyun süresi de epey kısa. Oyundaki en zaman alacak şey olan küp yerleştirme faslı simultane yapıldığı için hızlı akıyor.

Oyunda 7 farklı renk bina tipi var ve her renkte 4-5 başka özellikte bina var. Biz oyunu kurarken bu binalardan 1’er tane açıyoruz, bu yüzden epey sağlam da bir replay value var oyunda. Tekrar tekrar oynamaktan sıkılmıyorsun ve bir dominant strateji kurmak da mümkün olmuyor.

Komponent kalitesi epey iyi olmakla beraber oyunda bir main board yok. Küçük oyuncu board’ları ve bol miktarda ahşap bina + küp’ten oluşuyor aslında kutunun içeriği. Bir de kartlar var tabi.

Oyunun eksileri ise bu oyunun harika bir oyun olmasını engelleyecek türden ne yazık ki. Bir kere oyunun ana varyantı çok şansa bağlı. O yüzden biz hep yan varyantıyla oynuyoruz ki bana sorarsanız epey iyi. Sadece kendi şansını kendin yaratmanı sağlamıyor, küçük miktarda oyuncular arası etkileşime de neden oluyor. Kritik anlarda “take that” hamleleri yapmak mümkün bu ikinci varyantta. İlk varyantta ise ne çıkarsa bahtına.

Oyunun bence en büyük problemi, 4-6 kişi arası oyunlarda 1 veya 2 kişi çok hızlı biçimde oyundan düşüyor. Oyun bir kere asla hata kabul etmiyor. Bir adet yanlış küp yerleştirme board’unuzu anında çorbaya çeviriyor. Bizim kalabalık oyunlarımızın tamamında birer arkadaşımız daha 7-8 tur oynanmışken board’unda yer kalmadığı için oyun dışı kaldı. Bu bence bu hobiyle aşırı ters bir durum. Sonuçta herkes gün içindeki azıcık zamanını, eğlenip güzel zaman geçirmek için bu hobiye ayırıyor. Kimse oyun dışı kalıp masadaki diğer insanların hamlelerini bitirmelerini beklemek istemez. Hele ki bariz biçimde sonuncu olmuşken.

Oyundaki siyah bina tipi (fabrika, banka gibi) aşırı kullanışsız. Oyuna değişik bir hava katmak istedikleri için üzerine renkli küplerin yerleştirilebildiği bu binaları yapmışlar. Bir oyuncu renk söylediğinde o rengi kullanmak istemiyorsanız, siyah binanızın üzerine yerleştirdiğiniz rengi kullanabiliyorsunuz mesela. Bazen oraya küp koymak eksi puan verirken, bazen de asla o rengi zikredememenize neden olan bir kuralı oluyor. Bu da “neden bu binayı yapayım ben o zaman kardeşim?”sorusuna neden oluyor. Şu ana kadar 6-7 oyun oynadım ama siyah bina ya 1 ya 2 kez kuruldu ve kuran hep pişman oldu.

Günün sonunda kusursuz bir oyun olmasa bile çok iyi vakit geçirten (özellikle 2-3 oyuncuyla), yeni oyuncuları hobiye çekmede kullanılabilecek kadar basit, hızlı oynanan keyifli bir oyun. Ben açıkçası “insta buy” diyorum. Rafta biraz yer işgal eder ama asla üzmez.

Fotoğraflar için eşim Müge Bitmez’e teşekkürler!

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin