2018 çıkışlı olan irili ufaklı, iyili kötülü bir sürü oyun oynadık geçtiğimiz aylarda. Bazılarını topluca çok sevdik, hatta 1-2 tanesine diz çöküp tapındık. Bazılarını bir kere oynadıktan sonra hemen Allah’a havale ettik. Ben nispeten yeni oyuncu olduğumdan, “çok oyun oyna, hep yeni oyunlar oyna” mottosuyla yola çıkıp epey bir 2018 oyunu oynamışım.

Şahsi favorilerim, yakında hakkında yazı da yazacağım Carpe Diem ve Underwater Cities oldu açıkçası. Yine kişisel hayalkırıklığım da Teotihuacan oldu dürüst olmak gerekirse. Zamanı gelince onun hakkında da bir şeyler yazacağım ama… Konumuz Quacks of Quedlinburg’a dönelim.

Kendisi de 2018 çıkışlı bir oyun olmakla beraber Türkiye’deki board game camiasında şöhretlenmesi aslında geçtiğimiz 2-3 ay içinde gerçekleşti. Birden bire masalara indi, çok fazla insan denedi, oynadı, izledi. Bu ani şöhretin kaynağını anlayamamakla beraber neden sevildiğini ve sevmeyenler tarafından neden sevilmediğini aslında anlıyorum gibi.

Neden seviliyor?

Abiler, oyunu öğrenmek aşırı kolay. O kadar kolay ki, 3 yaşında bir çocuğa oyunun kutusunu koklatsanız nasıl oynayacağını anlar. Bizdeki oyuncular da medium ve heavy oyunlara karşı biraz mesafeliler malum. Light oyunlar çoğu zaman daha fazla tercih sebebi oluyor. Hal böyle olunca zaten daha kalabalık olan light sever kitle oyuna doğru bir çekim hissetmeye başlıyor.

Oyunun işleyişini çok uzatmadan anlatayım, zaten uzatacak da bir şey yok. Her oyuncu birer şarlatanı oynuyor. Kazanımızda kendi gizli karışımlarımızı kaynatıyoruz. Her oyuncunun elinde bir kese önünde de cadı kazanı artwork’lü bir player board var. Kesenin içinde gri renkte başlangıç token’ları ve 2 farklı renkte daha token’lar var. Her oyuncu sırayla keseden birer tane pul çekerek cadı kazanlarına yerleştiriyorlar. Yerleştirme işlemi şöyle ilerliyor. Player board’un üzerinde puan çizelgesi spiral şeklinde dönüyor. Sıfır noktasından başlıyoruz. Çektiğimiz token’ı 1 hanesine koyuyoruz. Daha sonra çektiğimiz token’ların üzerinde yazan rakam kadar ilerideki haneye ilerliyoruz. Çektiğimiz gri token’ların üzerindeki rakamların toplamı 7 olduğunda veya 7’yi geçtiğinde karışım yalan oluyor ve kazan patlıyor. O oyuncu için round sona ermiş oluyor. O  round’un sonunda en fazla ilerlemiş olan oyuncu bazı bonuslar kazanıyor ve bir sonraki tura geçilmeden önce alışveriş yapılıyor. Oyuncular topladıkları puan kadar değerde farklı renklerde token’lar satın alarak keseye atıyorlar.

Kural kitabında birkaç mambo jambo daha var ama şu kadarını bilmek oyunu oynamak için yeterli. Bu arkadaş bir bag building oyunu. Fakat dualar eşliğinde oynanıyor. “Allahım n’olur gri 3’ü çekmeyeyim” diye diye gittiği için masaya gülmek ve makara yapmak için oturan bir ekibe iyi gelebilir.

Sevmeyen neden sevmiyor?

Oyunda derinlik 0’a yakın. Yani şöyle diyeyim, elini keseye daldırıyorsun, tamamen şansa bir pul çekiyorsun, gri bir pul çektiysen bela okuyorsun, renkli bir pul çektiysen oh diyorsun, pulunu yerleştiriyorsun, bunu bir round içinde defalarca ve toplamda 9 round boyunca yapıyorsun. Yahu bu tombala! Dümdüz tombala oynayabilirsin yani bunun yerine.

İtirazları duyar gibiyim, evet bag building aşaması var. Tabi tabi, farklı renklerde token’lar atıyoruz kesemize böylelikle gri çekme olasılığımız düşüyor. Tabi.

Şöyle diyeyim size bizim oyunumuzda ben 3-6 round’lar arasında üst üste sadece gri çekerek 6-7 hamlede patlattım kazanı. Şans oyunu, hem de sapına kadar. Taktik maktik yok.

Farklı renk token’lar aynı zamanda yandaki görev kartları için de önemli güya ama puanlamalar çok dengesiz. Herkes aynı puanları kovalıyor, aynı görevlerin peşine düşüyor. BGG’deki 7.7 puanına bakarken bile gözlerim kanıyor. Artwork 5 yaşında. Seneye ilk okula başlayıp resim dersi alacak.

Tema desen tırt ötesi. Yani insan gerçekten hayret ediyor.

Özetle

Benim bu oyunu ikinci kez oynamam için bana birinin yalvarması ve benim 400 promil alkol almış olmam lazım. Oyunu almadan önce mutlaka oyuna sahip olan biriyle beraber oynamanızı tavsiye ederim. İstanbul camiasındaki hype’ına aldanıp siparişi verirseniz kafanızı taşlara vurursunuz.

Öte yandan şunu da belirteyim, bu yorumlar tamamen subjektif. Yani ben bu kadar şans odaklı ve oynanışı bu kadar limitli oyunlara tahammül edemiyorum. Sevene hiç lafım yok, ama bana yaramıyor, kollarım ensem falan kaşınmaya başlıyor.

Şimdi tüm bu yorumlar bir yana, çocuklar için iyi bir başlangıç oyunu olabilir gerçekten. Özellikle çocuklu ailelere sesleniyorum. 10 yaş sınırı var demiş yayıncı firma ama 8 yaş bence rahat oynar. Sabırlı insanlarsanız bu oyunu o zaman tavsiye edebilirim. Aynı şekilde şans odaklı, çok light oyunlar da hoşunuza gidiyorsa bu oyunu oynarken eğlenebilirsiniz.

Sonuçta her ne kadar benim oynamaya tenezzül bile etmeyeceğim bir oyun bile olsa ödüllü bir oyun olduğunu da söylemekte fayda var. O kadar ödül aldıysa, verenlerin de bir bildiği vardır herhalde.

Fotoğraflar için sevgili Cem Gencer’e teşekkür eder, size de iyi oyunlar dilerim.

2 YORUMLAR

    • Bu sitede yazanların hepsi, yazan kişinin kişisel düşüncesidir. “Bana göre kötü” bir oyun. Başkasına göre dünyanın en iyisi olabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin