2019’un ilk yarısında bir sürü oyun duyuruldu, piyasaya çıktı, masaya geldi ve oynandı ama hiçbiri daha duyurulduğun günden itibaren Wingspan’in yakaladığı hype’ı yakalayamadı. İnsanlar bu oyun hakkında daha çıkmadan o kadar çok konuştu ve o kadar çok yazı yazdı ki bizde de doğal olarak heyecan ve beklenti tavan yaptı. Fakat oyun piyasaya sürülüp de oynanmaya başlandıktan sonra boardgame camiası iki kutba ayrıldı: “Abi oyun müthiş”çiler ve “Bunu mu bekledik bu kadar?”cılar.

“2019 içinde başka bu kadar tartışmalı bir oyun oldu mu?” diyecek olursanız bir tane daha oyun var. O da Tapestry ve bu oyun da tıpkı Wingspan gibi Stonemeier Games tarafından piyasaya sürüldü. Tabii Tapestry’i henüz Türkiye’de tartışmaya açamadık pek, çünkü kendisi henüz ülke sınırlarından yeterli sayıda giriş yapmadı. 

Peki neden bu kadar tartışıldı bu iki oyun derseniz olayın kısa özeti şu; Wingspan piyasaya çıktığı günden beri tüm satış kanallarında hızlı bir biçimde “out of stock” oluyor. İnsanların da kafasında doğal olarak şu soru beliriyor: “Abi dünyadaki herkes mi satın alıyor oyunu yoksa Stonemeier Games dikkat çekmek için özellikle mi az sayıda basıyor?” Daha oyun piyasaya çıkalı çok olmamasına rağmen yanlış hatırlamıyorsam 3’üncü veya 4’üncü baskısını gördü bile. Az sayıda basılması ve sürekli stok dışı olması da ister istemez ikinci el fiyatını yükseltti ve oyunu daha çok arzulanır bir hale getirdi. Yani Stonemeier Games bunu özellikle yaptıysa kısmen başarılı bir kampanya yürütmüş oldu diyebiliriz.

Kısmen diyorum çünkü Tapestry’de bu biraz geri tepti. Oyun daha satışa çıkmadan boardgamegeek’te çok yüksek bir puan alan Tapestry’i, adeta “biz bu oyunu bozarız arkadaş” diyen bir grup kullanıcı “1” puan vererek protesto ettiler. Oyun daha piyasaya çıkmadan binlerce oy aldı ve puanı 5.6’ya kadar düştü. Çok emin olmamakla birlikte büyük ihtimalle boardgamegeek yöneticileri oyun piyasaya çıkar çıkmaz verilen puanların bir bölümünü filtrelediler çünkü oyunun puanı şu an epey yüksek.

Konudan daha fazla uzaklaşmadan şunu söyleyeyim, Wingspan iyi mi kötü mü birazdan konuşacağız ama 2019’un tartışmasız en çok konuşulan ve ses getiren oyunu olmayı bir şekilde başardı.

 

Kuş cennetinde sıradan bir gün…

Oyunla ilgili söyleyecek gerçekten çok şey var ama söze tasarımıyla başlayacağım. Artwork muhteşem!

Üzerinde o kadar ciddi bir emek var ki, 2 illustrator ablamız aylarca uğraşıp 170 farklı çeşit kuş resmi çizmişler. Tüm süreç bir ornitolog (kuş bilimci) danışmanlığında ilerlemiş ve kartların üzerinde bu kuşların gerçek özelliklerine yer verilmiş. Kanat boyu, yaşamaktan hoşlandığı habitat ve beslenme alışkanlıkları gibi… 

Oyunun tüm parçaları aşırı iyi. Kuş yumurtaları o kadar güzel yapılmış ki, biz oyunu oynarken kafeden geçen herkes durup yumurtaları kurcaladı. Kuş yuvası şeklindeki zar kulesi zaten muazzam. Zarlar çok kaliteli. Oyuncu board’ları üzerindeki tasarım ve board’ların arka kaplaması çok çok güzel. Ben bunu daha sayfalarca da överim ama bence siz ana fikri kaptınız.

 

Bu kadar kuşu biz ne yapıyoruz şimdi?

Oyunda hepimizin kontrolünde birer vahşi yaşam alanı var ve biz bu alanlara kuşları çekmeye çalışıyoruz. Sevdikleri yemek çeşitlerini topluyoruz ki bizim tarafa yaklaşsınlar, onlar için en doğru habitatı seçiyoruz ki tatlı tatlı yaşasınlar. Yumurtlayıp iyice yerleşsinler istiyoruz. Fakat günün sonunda bu oyun kart merkezli bir engine building oyunu. Yani; sadece çok fazla kuş kartı toplayıp board’umuzdaki habitatlara yerleştirmek değil, doğru engine’ı kuracak çok sayıda kuşu toplayıp doğru habitatlara yerleştirmek istiyoruz. 

Oyunda aslında 4 farklı hamle var. Her tur; ya elimizdeki bir kuşu board’umuza yerleştirebiliyoruz, ya kaynak toplamak için kuş yuvasından bir zar seçiyoruz ve üzerindeki sembole uygun kaynağı envanterimize alıyoruz, ya kuşlarımızı yumurtlatıyoruz, ya da kart çekiyoruz.

Kuş yerleştirmek en net hamle. Elindeki kartlardan bir kuşu seç, o kuşun yemek istediği kaynakları harcayarak kartı istediğin habitata yerleştir. Diğer hamleler daha komplike, çünkü hepsi beraberinde bir reaksiyon da başlatıyor. İşin engine building kısmı tam da burada devreye giriyor. 

Çünkü zar alma, kart çekme ve yumurtlatma hamlelerinin hepsi ayrı bir habitatı aktive ettiğinizde yapılabiliyor. Mesela bir zar seçmek ve kaynağını almak istediğinizde ormanlık alan habitatındaki tüm kuşlarınızın özellikleri sağdan sola doğru aktive oluyor. Ve bu özellikler birbirini tetikleyerek daha fazla puan almanızı sağlıyor.

 

Kuşlar bize ne kazandırıyor?

Bir kere her kuş kartının bir köşesinde o kuşun puanı var. Kuşun istediği kaynak miktarı ve nadirliği arttıkça puanı da yüksek oluyor. Daha hızlı oynanabilen kuşların genellikle kaynak gereksinimi ve özellikleri nispeten zayıf oluyor. 4 round sonunda board’umuza yerleştirdiğimiz her kuşun bu puanını topluyoruz bir kere.

Oyun 4 round’dan oluşuyor ve her round’un sonunda herkese açık görevlerden birinin puanı oyunculara dağıtılıyor. Burada o görevde en yüksek performansı gösteren oyuncu en yüksek puanı, en düşük performansı gösteren oyuncu en düşük puanı alıyor. Buna ek olarak gizli görev kartlarındaki görevi yerine getiren oyuncular da oyun sonunda karttaki puanı hanesine yazmayı başarıyor.

Oyunda puan alınabilecek birkaç mekanizma daha var ama puan salatası oyunlar kıvamında değil çok. Kartların üzerindeki yumurtalar, yine kartların üzerine bazı kuşların özellikleri sayesinde yerleştirilen kaynaklar da oyun sonunda sizi bir adım öne çıkarabiliyor.

Puan salatası sevenler, bu kısmı beğendi bile.

 

Tamam da oyun iyi mi kötü mü?

Wingspan’e kötü bir oyun demek bence yanlış. Çünkü oyun dünyasına çok fazla yenilik getirmemesine rağmen, başında toplanan oyunculara çok güzel zaman geçirten bir oyun. Orta ağırlıkta olarak geçiyor ama yer yer çok bariz kararlar alırken bazen uzun süre hesap yapmanız gerekebiliyor. Özellikle bir sonraki round’un görevini bir önceki round’dan hesaba katarak kart draft etme kısmı bazen epey iyi kafa yakıyor.

Artık uzun uzun yazmayacağım ama bence gelmiş geçmiş en iyi artwork’lerden birine ve tasarıma sahip. Belki kaynak token’ları azıcık daha kaliteli yapılabilirmiş ama sırf kusur bulmak için yazıyorum bunu, onu da söyleyeyim. Oyunun kutusunun malzemesi bile o kadar iyi ki, deneyim daha kutuya dokunurken başlıyor. 

Eksilerinin başında ise, maalesef omuzlarına yüklenen dev beklenti yükünü karşılayacak kadar güçlü bir teması ve mekanizmasının olmaması geliyor. Yani bu kadar şişirilmeseydi, sürpriz yumurta gibi bir anda çatlayıp masaya inseydi, muhtemelen herkesin “vay be” diyeceği bir oyun olacaktı diye düşünüyorum. 

Ben 2 – 3 – 4 oyuncuyla ve solo olarak toplam 6 kez oynadım oyunu. Solo modu nispeten zayıf kalsa da kötü kurgulanmış değil. Automa devreye giriyor burada ve yenmek çok da kolay değil kendisini. Fakat oyunun teması solo oynamayı çok cazip kılmıyor ne yazık ki. Eğer ornitolog değilseniz tabii.

Günün sonunda cevabım “bu oyun iyi”. Bu oyun gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri diyemem çünkü daha iyi oyunlar oynadığımı düşünüyorum ve bu konuda otorite olacak kadar çok oyun oynamadım. Ama satın alanı da, masaya oturup oynayanı da pişman etmez.

 

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin