Hoover Barajı’nda bakan kunduz, tavşan kankasına döner ve der ki, “şerefsizim ilk benim aklıma gelmişti”. İtalyan oyunevi Cranio’nun tartışmalı efsane oyunu Barrage ile karşınızdayım efenim.

Rivayet o ki, Tesla reyiz sonunda parasız kalır, bobinlerle şov yapmayı bırakıp hidroelektrikten herkese yetecek elektriği üretecek dehşet cengiz hidroelektrik teknolojisini geliştirir ve sahneyi biz vahşi Viktoria dönemi kapitalistlerine bırakır. Her ülkeden flag carrier birer girişimci, türü tükenmekte olan yüzlerce canlının yaşadığı yüksek dağları, sarı tepeleri ve yemyeşil verimli ovaları olan bir doğa harikasının suyunu sıkıp Kilowatt sağmak üzere kolları sıvar.

Oyunda amacımız, rakiplerimiz ile girdiğimiz amansız hidroelektrik santral yarışından en çok VP toplayarak galip çıkmak. Burada iki noktanın hemen altını çizelim; rakiplerle mücadele ve mücadelenin “in your face” seviyesinde amansız olması. Barrage’in bayıldığım ilk noktası, oyunun haritasının ve mekanizmasının oyuncu etkileşimini maksimuma çıkarması ve buna mecbur kılması. Oyunda rakiplerinizin her hareketini dikkatle takip etmeniz ve hatta öngörmeniz gerekiyor. Oyun, bir dakika bile sadece önünüzden solitaire yemenize izin vermiyor. Sayesinde elektriği üreteceğimiz su, oyunda çok değerli ve dereler her daim güldür güldür akmıyor. Suyun akacağı dönemlere uygun ileriye dönük planlama ve ovadan dağlara maliyeti katlanarak gelişen altyapı hesapları her zaman masadaki diğer çakalları hesaba katarak yapılmak zorunda. Keza, her tur birincilik puanını kapmak için en çok enerjiyi üretme telaşı, en lezzetli kontratı kapma itiş kakışı, rekabet ateşini oyunun sonuna kadar harlayarak artırıyor.

Rekabeti “in your face” level amansız olarak tasvir ettim çünkü rakiplerinizin aksiyonları sizin stratejinizde geri dönüşü olmayan yaralar bırakabiliyor. Şöyle ki; yükseklerdeki dağlardan aşağıya doğru inen su, düzgün bir şekilde inmiyor. Rakibiniz, ovadaki tesisinizi besleyen dereyi hemen önünüze ya da artan maliyetine katlanıp daha yukarılardaki tepe ve dağlara kurabileceği bir barajla kesip suyun yolunu değiştirebilir ya da dibine çöreklendiğiniz bir kamu barajında sizi yanlayarak orada sizi susuz kurutabilir. Bu sebeple Barrage’i arkadaşlık bozan sert oyunlar klasmanına rahatlıkla koyabilirsiniz. Kafa göz kıran oyunları seven benim gibi sado-mazo oyuncuları sevindirecek bu tarz, yumuşak ya da ilk defa tanışan oyuncu gruplarında atom bombası etkisi yaratabilir. Aman dikkat.

Sıra oyun grafik ve içerik kalitesine geldi. Kemerlerinizi takın ve çarpma ikazı ile oyunu yerden yere vurmaya hazır olun.  Öncelikle temasında başlayalım. Oyun kapağında ve hikayesinde bir Streampunk enerji yarışından bahsediliyor. Ancak işin gerçek yüzünü bir oyundaşım çok güzel anlatıyor:

 

 

 

“Barrage, ağır kutusuna baktığınızda güzel makyajlı ve iddialı bir kadın, ta ki makyajını silene kadar.”

Nesligül

Kutudan tam ifadesiyle “dökülen” parçalar size o makyajın altında yatan yüzün hiç de çekici olmadığını gösteriyor. Oyunda, tıpkı Blackout: Hongkong’ta olduğu gibi siyah renk hakim. Aksiyon alanındaki düşük kalitede çıkmış silik yazılar, siyah renk ile sonsuz karanlığa gömülüyor ve aksiyon alanların okunması ciddi bir meşgale hale geliyor.

Hikayeye bir nördlerin ağzının suyu aksın diye eklenmiş Steampunk temasının S’si burada yok. Oyunda kullandığınız kazı makinaları ve çimento karıştırıcıları sözde mecha imiş ama bunların oyuna abuk subuk şekilli, tutması zor, anlaması imkansız güncel sanat enstalasyonlar olarak gelmiş. Özetle oyunda tema yok arkadaşlar dağılabiliriz.

Yazıya başlarken KS kampanyası tartışmalı demiştim çünkü 2019 ilkbaharında sona eren KS kampanyasında çıkan kavganın ateşi hala sönmüş değil. Aceleye getirilen üretim sebebiyle parçalar fırından düşük kalitede ve yamuk yumuk çıktı. Oyun mekanizmasının ana parçası olan yamuk ve ucuz üretilmiş üretim oyuncu çarklarını, üzerine koymak zorunda olduğunuz parçalarla da sürekli çevirmek, çoğu zaman can sıkıyor. Oyunevi yakın zamanda bunları göndereceği yeni parçalar ile düzelteceğine söz vererek koltuklarında kızgın bekleyen biz nördleri bir nebze de olsa sakinleştirdi.

Oyunun temel mekanizması oyuncu çarkları. Elinizdeki kaynakları yapmak istediğiniz hareket’e ait yegane emir parçası ile bir çarka hapsediyorsunuz ve çark tam bir tur atmadıkça da orada kullanılamaz kalıyor. Çark ancak yeni emirler ya da çark çevirmeye harcanacak aksiyonlar ya da bir şekilde kazandığınız çevirme bonusu ile döndürülebiliyor.

Oyun haritasına koyduğunuz parçalar (baraj, santral ve türbinler) kalktıkça her oyuncuya göre değişen bonuslar veriyor. Bu parçaları uzun vadeli planlama ile altından açılacak bonuslara optimize ederek tahtaya koymak yeterince kompleks iken rakip planları mutlaka göz önünde bulundurma zorunluluğu oyunu beyin yakan oyun klasmanına sokuyor. Beyin yakıyor demek maalesef oyun uzun sürüyor demek. Kutuda yazan maks. 2 saate aldanmayın. 4 kişi temiz 2.5 – 3 saati var oyunun.

Peki harcanan 3 saat karşılığında alınan lezzet makus sonumuz olan ölüme 3 saat daha yaklaşmamıza değiyor mu? Kesinlikle. Eğreti duran tema ve kötü içerik kalitesinin kekremsi tadını oyunun acımasız brain burner mekanizması anında alıyor. Hafif bir acıyla masadan kalktığınızda geriye yüz kaslarınızda aşırı ardenal ve serotonin salımının getirdiği, dışardan bakıldığına gülümseme zannedilen istemdışı bir kasılma kalıyor. Ben küpümü sert ittirmekten hoşlanırım diyenlerin kaçırmaması gereken bir oyun

Oyunla kalın!

 

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin