Boardgame camiası için yılın en önemli ayı geldi çattı. Essen 2019’a sayılı günler kala, hacılık görevini yerine getirecek arkadaşlarımız listelerini hazırlayıp bekleyişe geçtiler bile. Kısa zamanda oyun günlerinde 2019’un en çok beklenen, merak edilen ve tereddütle yaklaşılan oyunlarını oynama fırsatı bulacağız. 

Çıkış yapmak için Essen’i beklemeyip, kickstarter’da boy gösteren bazı oyunlar ise şimdiden ülkeye giriş yapıp masalara gelmeye başladı, hatta biz bazılarını denedik bile. Bu oyunlardan biri olan Black Angel için hazırladığımız inceleme yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazının konusu ise yine 2019’un son çeyreğinde sahneye çıkan PARKS. Yeni oyunlar için internette derin kazı çalışmaları yapan hemen herkesin dikkatini, nefis artwork’üyle çekmeyi başarmış bir oyun olduğu için, bir oyun buluşmasında arkadaşlarımızdan birinin çantasından çıkınca hemen masaya kurup başına toplandık. Öncelikle şunu söyleyeyim, 1200×1200 görselden bakmakla masada kanlı canlı görmek arasında ciddi fark var. Ama fark olumsuz yönde değil. Gerçekten görsel tasarımı için ciddi emek harcanmış bir oyun olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Zaten detayını çok bilmediğiniz bir oyunu oynamak için sizi ikna edebilecek tek şey de bu. Bizi de hemen ikna etti ve oyuna başladık…

Nedir bu PARKS?

Aslında çok da matah bir teması olmadığını işte tam da bu noktada keşfediyorsunuz. Amerikan Ulusal Parklarını gezmeye çıkmış 2’şer tane gezgini kontrol ediyoruz. Amacımız mümkün mertebe çok park gezip, bu parklardan anılar toplamak. Günün sonunda en kıymetli anıları toplayan oyunu kazanıyor. 

Parkları ziyaret edip, puanlarını toplayabilmek için, park kartlarının altındaki kaynaklara sahip olmak ve board’un en ucundaki “park ziyaret et” noktasına ulaşmış olmak gerekiyor. Bu kaynakları da o noktaya giderken üzerinde yürüdüğümüz customizable board’dan topluyoruz. İç içe geçen küçük parçalardan oluşan bu board’da her parçanın üzerinde farklı bir coğrafi yapı var. Birinde orman, birinde nehir, birinde dağ gibi. Üzerine gelindiğinde o kaynağı alıyorsunuz ve envantere ekliyorsunuz. Uzun uzun detaylarını girmeyeyim, ama bu kaynaklar için bir yarış yaptığınızı ve ne çok hızlı ne de çok yavaş gitmemeniz gerektiğini söyleyeyim bu board üzerinde.

 

Neden yarışıyoruz?

Çünkü board üzerinde bir başlangıç noktası ve bitiş noktası var ve her bir gezgin meeple’ı sadece ileriye doğru hareket edebiliyor. Başka bir oyuncunun durduğu kaynakta duramıyorsunuz. Yani önünüzdeki kaynakta bir oyuncu varsa, onu geçerek daha ilerideki başka bir kaynağa gitmek zorunda kalıyorsunuz. Veya başlangıç noktasındaki ikinci gezgin meeple’ını kullanarak ilerlemeye başlıyorsunuz. Bitiş noktasına gelen meeple başka hamle yapamıyor, fakat ilk gelen oyuncuya özel bazı opsiyonları kullanma şansı oluyor. Tam da burada ufak ufak strateji kurma aşaması başlıyor. Çünkü hızlı gidip, bitişe ilk varan oyuncu olup, bir sonraki tura ilk başlayacak oyuncu olma hakkını kazanmak çok cazipken, ağır ağır gidip maksimum sayıda kaynağı ve özelliği kullanma isteği de kafa kurcalıyor. 

Sanırım oyuna dair en ilgi çekici ve cazip özelliklerden ikincisi de bu. Light bir oyun oynadığını düşünerek oyuna başlayan bünye, bu noktada zorlanmaya başlıyor. Fakat zorlanma seviyesi olarak sakın bir heavy euro düşünmeyin. Tatlı zorlanma diyelim. 

 

Coşkun Sabah – Anılar

Kaliteli şaka bulamadığım için üstteki başlıktan fazla bahsetmek istemiyorum. Oyunda iki tip anı topluyoruz ve birkaç yerden puan alıyoruz. Birincisinden zaten yukarıda bahsettim: Kaynak topla, parkı ziyaret et, kaynaklarını harca, ziyareti tamamla. Kartın bir köşesinde bu ziyaretin kaç puan ettiği yazıyor. Bir de fotoğraf toplamak var. Oyundaki tatlı mı tatlı, nevi şahsına münhasır fotoğraf makinesi token’ına sahipseniz 1 kaynak harcayarak, sahip değilseniz 2 kaynak harcayarak ilgili alanlarda fotoğraf çekiyorsunuz. Her fotoğraf, oyun sonunda 1 puan ediyor ki o 1 puanlar oyunun kaderini epey etkiliyor. 

Bir de anı toplayarak değil, elimizdeki gizli görev kartında yazan görevi yerine getirdiğimiz için teselli ödülü kıvamında 2 veya 3 puan alıyoruz. Sonra 4 işlemden sadece toplamayı kullanacak basitlikte bir puan hesaplama fazıyla oyunu bitiriyoruz. 

 

Sevdik mi biz bu oyunu dostlar?

1 kere oynamak oyunla ilgili hislerinizi anlamanıza yetiyor aslında. Çünkü kuralları çok basit olduğu ve 2 tip genel stratejiye ev sahipliği yaptığı için oyunu oynarken çok fazla şey düşünmüyorsunuz. Bu da oyuna dair ne hissettiğinize dair düşünmek için size biraz zaman tanıyor.

Açıkçası ben oyunun görselliğini ve yarış mekanizmasını beğendim. Kutusu da küçük ve taşınması kolay olduğu için “çantaya at, götür” yapmak kolay. Fakat buradan sonra çok da iyi şeyler söyleyemeyeceğim. 

Birincisi oyun light ama çok kısa değil. İki heavy euro arası filler olması zor, çünkü biraz kafa istiyor. Biraz kafa istiyor ama yeterince biraz değil. Çünkü başta da dediğim gibi iki tip genel strateji ve bir takım ufak tefek mini çakallıklar hariç çok hesap kitap yapma şansınız yok. Kısa bir board ve bitişe çabuk gidiliyor. Board’un customizable olması replay value’yu çok artırmaz ne yazık ki. Çünkü tüm board parçalarını bir kere oynadığınızda görüyorsunuz. Yerleri değişmiş, değişmemiş çok fark etmez gibi geliyor bana. 

Görev kartlarındaki görevler değişiyor, ama puan hiç değişmiyor. 1 adetten fazla görev kartınız olmuyor ki bu da oyunun puanlama aşamasını fakirleştiriyor. Hepimiz çok yakın puanlarla oyunu bitirdik bu yüzden.

Oyunda ufak tefek boost’lar veren ekstra bazı kartlar var ama yazının şu aşamasına gelince aklıma geldi, ne kadar vasat olduklarını varın siz düşünün.

Oyunu Tokaido’ya benzeten oldu, ben oynamadım o yüzden yorum yapmayayım o konuda. Ama yenilikçi bir oyun olmayabilir, satın almadan önce iki oyunu karşılaştırmakta fayda var. Görselliği kadar teması güçlü değil. Ki bunu oyunun 10’uncu saniyesinde fark ediyorsunuz. Ama hiç teması yok diyemeyiz (Stefan Feld bu kısımda ağlıyor). 

Velhasıl oyunu sevdik ama bayılmadık. Boardgamegeek’te 8.0 gibi yüksek bir puanı olduğu için beklenti yükseliyor. Masadaki oyuncular olarak 6.5 – 7.3 arası gibi puanladık sözlü olarak. 

Bir daha masaya gelirse başına oturur muyum, çok ısrar edilirse evet. Ama alıp kendim masaya getirir miyim, muhtemelen hayır. Siz yine de eş dost bir 4’lü bir araya geldiğinizde oynama fırsatı yakalarsanız deneyin, ama 8.0 puanlık bir performans sakın ola beklemeyin derim.

 

 

 

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin