Küp ittirmeye gönül vermiş yüzbinlerce kutu oyuncusu 24-27 Ekim arası 37. kez Almanya’nın Essen şehrinde bir araya gelecek. Meepublic olarak Türkiyeli kutu oyuncular için de popüler bir hac mekanı olmaya başlayan Spiel’19’u inceleyen bir yazı dizisi hazırladık. Bu dizide amacımız Spiel fuarı hakkında öğrendiklerimizi ve tecrübelerimizi sizlerle paylaşmak ve giderek tuzlu hale gelen bu fuara gitmek isteyenleri yazılarımızda olabildiğince doyurmak. 

Serinin ilk yazısında şu sorunun cevabını aramaya çalışacağız: Neden Spiel? Niye gidilir? Ne vardır orada da onca masraf edilir? Almanya’da görülecek önce yer varken Esenler’den hallice Essen’e 8 kere gidilmiş iken neden dokuzuncuya gidilir?  

Neden gidilir sorusuna bencil bir cevap vermemek adına Essen’e birlikte gittiğim Spiel yoldaşlarıma aynı soruyu sordum ve aldığım cevaplara göre bu yazıyı kaleme aldım. Öncelikle sizden bir isteğim var. Şimdi bu paragraf bittiğinde okumayı bir süreliğine bırakın ve gözlerinizi kapatıp 1 dakika kadar düşünün: Essen’e gitmek için en büyük sebep ne olabilir?

 Düşündünüz mü? Cevabınız hazırsa başlıyoruz. İşte sizlere Essen’e gitmek için en iyi 4 sebep.

4. Dünya’nın en büyük kutu oyun fuarı ve oyuncuların Kabe’sini gezmek

Cuma sabah 10.00 kapı açılışı

Geçiniz efendim Kuzey Amerika’daki Gencon’u. Oyun fuarının hası ve en büyüğü Essen Spiel’dir. Spieltag olarak başlamış ama seneler içinde Spiel’e dönmüştür adı. Kendisi ilk kez 1983 senesinde yapılmıştır ve bu sene 37. kez dünyanın her yerinden gelen yüzbinlerce oyuncuya kapılarını açacak.  
Hemen TV kanallarına davet edilmiş çakma uzman edası ile biraz bilgi verelim. Geçtiğimiz sene 80.000 m2 alana kurulu fuarda 190.000 ziyaretçi vardı.  Yani herhangi bir anında (ve ortalama oda sıcaklığında) aynı fuar alanında 45.000 oyuncu ile beraber ezilme tehlikesi atlattık. Özetle biraz kutu oyunlarına gönül verdiyseniz, oyuncuların her sene avlanmak için bir araya geldikleri Serengeti ormanlarına görmek sanırım geek’liğin farzlarından biri olsa gerek.

Tamam iyi hoş da, önemli olan boyu değil işlevi diyenler, alın size bir sonraki sebep;

3.Yeni çıkan oyunları herkesten önce deneyebilmek ve satın almak

Alın size Essen’e gitmenin en egoist sebebi. Tüketim toplumunun sonucu olan bu meta… ya bırakın Odin aşkına. Gitmişken tabii ki de kutu kutu oyun alacağız, bunlarla Instagram’da boy göstereceğiz ve de bu oyunları ülkeye yasak yollardan vergisini vermeden sokacağız.  

Your average Essen Saturday night fever. Bu kadar oyunu nereye sokucaz?

Essen Spiel demek hype demek, BGG (boardgamegeek) sitesinde daha tasarım aşamasında iken tanıştığınız, rüyalarınızı süsleyen, sizi heyecanlandıran o oyuna ilk defa fuarda dokunmak ve satın almak, gitmek için başlangıçta gerçekten de iyi bir sebep. 

Çok tüketim toplumu olduk, al al her yerim oyun oldu, eşim yakında beni ve oyunlarımı evden atacak diyenler için bir sonraki sebep gelsin.

2. O çok sevdiğiniz oyuncuları tasarlayan ve oynayan güzel insanlarla tanışmak 

Lacerda’ya On Mars anlattırdık ve ikna olduk.

Vital Lacerda, Mac Gerdts, Uwe Rosenberg, Martin Wallace, Alexander Pfister ve daha niceleri. Bu güzel insanların elinden, hem de onların imzaları ile oyunları almak. İşte Essen’i özel kılan sebeplerden bir tanesi. Herkes Amazon’dan, Philibert’ten parayı ve vergiyi bastırıp geç de olsa o oyunu kapabilir ama Lacerda’nın elinden imzalı bir oyun almak ancak Essen hacılarına nasiptir.

Oyun tasarımcılarının kralı da gelse (ki bu durumda Lacerda oluyor bu :P) yine de sona sakladığım aşağıdaki sebep değil.

1. Oyundaşlarınız ile unutulmaz bir deneyim yaşamak

İtiraf ediyorum, başta Essen tamamen meraktı. Geçerken gördüm 2010’da. N’oluyo lan dedim girdim içeri. Ağzım yüzüm kaydı tabi. İkincisi ve takip eden birkaçına gitme sebebim ise tamamen açlıktı. Oyunum yoktu pek. Kütüphanem boştu. 2011-13 arası değerli Türk liralarımla ne varsa yirmişer otuzar aldım, evi oyunla tıka basa doldurdum. Boy boy paylaştım sosyal medyada. Bu da hevesti tabii ki ve geçti gitti. Sonraki seneler, dersimi aldım, oyun alıp taşıyıp rezil kepaze olmak yerine İstanbul’da beraber oyun oynadığımız fuar yoldaşlarıma istediğim oyunları aldırabildiğimi (ve onlara taşıtabildiğimi) fark ettim.

Ben Yiğit,  burada bir saniye araya girmeliyim.  Özgür fuarın bir aşamasında beğendiği oyunu size aldırmak isterse, boş ve dalgın olduğunuz bir anda yanınıza gelir ve “abi felanca oyunu gördün mü? Çok iyi oyun.” der ve sessizce uzaklaşır. Siz de o oyunun olduğu standa gidip oyunu inceler ve tasarımcısından bilgiler alırsınız. Ve muhtemelen de normalde almayacağınız, listenizde bile olmayan bu oyunu alır İstanbul’a kadar taşırsınız. İlk oyunda masanın başında Özgür vardır. Oyunu oynar ve bu ne biçim oyun lan diyip oyunu gömer. 

     Yiğit Yurt

O zaman da tasarımcılar için gidiyorum yav dedim. Bir gün  45000 kişi fuarda üzerime üzerime gelirken, bir iki sene iyi ama her sene Lacerda da olsa çekilmez bu tantana kardeşim dedim. Euro maliyetleri de cabası oldu. Geçen zaman ve sağolsun yok olan satın alma gücümle beni Essen’e götüren heveslerden hafif olanları aldı götürdü ve geriye en okkalı, en harbi sebebi kaldı. Aynı tutkuyu paylaştığım oyun arkadaşlarına ile yoldaş olmak, birlikte çok farklı bir seyahate çıkmak. 

Essen’den geriye kalan dostluklar.

Yazının başında dediğim gibi bu yazı bireysel bir yazı değil. Bu yolculuğa beraber çıktığım arkadaşlarımdan aldığım cevaplar ile yazdığım kollektif bir yazıdır. Hepsinin bana verdiği ortak ve en kral sebep ise hep aynıydı: Arkadaşlık. 

Yukarıdaki siyah beyaz fotoğrafın sahibi Yiğit Yurt’tan bana attığı iki roketi paylaşmak isterim. Beni anlayabilen, aynı zevkleri paylaştığım insanlarla bir arada olmak için gidiyorum dedi ve aşağıdaki videoyu paylaştı. Mastercard’ın senelerdir kullandığı ve hala da eskimeyen pazarlama mesajı. İşte Essen ruhu budur arkadaşlar. 

 

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin