Black Angel İNCELEMESİ

1
136

Oyunun konusu şu şekilde: Dünyanın canına okumuş insan ırkı, yeni bir gezegeni daha bitirmek üzere Kara Melek adlı bir gemiyle yola çıkar. Gemi, insanlara yaranmak icin kendi aralarında kıyasıya mücadele eden 4 adet yalaka YZ tarafından yönetilmektedir. YZ’lerin amacı, bulunan yeni gezegeni insanlardan uzat tutmaya çalışan Çapulculardan korumak ve vaat edilmiş gezegene ulaşmak ya da Çapulcu belasını bertaraf etmektir.

Mekanik, Troyes’ten alıştığımız zar mekanizması. Atılan zarlar oyuncuların kendi alanındadır ama her zaman yağmaya açıktır. Oyundaki mevcut aksiyon alanlarına açılan yeni kartlar katılarak yapılabilinilecek aksiyon imkanı artıyor. Yeni oyundaki ayırıcı en temel unsur ise aksiyonların sadece tek bir zarla yapılıyor olması.

renk körü arkadaşların Odin yardımcısı olsun

Troyes’ten alıştığımız haritanın en altına açılan ve dövülmediği sürece oyuncuların canına okuyan ceza kartları, burada karşımıza Çapulcu kartları olarak çıkıyor. Ancak kartların Troyes kartları kadar acımasız olmaması oyunun aldığı eleştirilerden bir tanesi. Kolayca dövülüp ipe dizilsin ve sonra oyunda kullanılsın diye getirilmiş ve bu sebeple de heba edilmiş en tatlı unsur oysa ki. Oysa ki yazar, çok daha sert ve dövülmezlerse hayatı dar, hatta oyunu kaybettiren Çapulcu kartları bekliyordu.

Çapulcu kartlarında hayaller ve gerçekler

Oyunun Troyes’e göre farkı ve artısı çok daha interaksiyona açik hatta buna mecbur kılması. Öyle Agrikola style sadece önünüzden yediğiniz solitare sözde multiplayer oyunlardan değil. Zarlar rakiplerce çalınabiliyor, haritada konulan kartlara herkese orta yapiyor ve bence en önemlisi zarlarını geri toplayan oyuncunun zamanlaması kendisi kadar rakiplerini de yakından ilgilendiriyor. Oyunun sabit bir tur sayısı yok. Zarlar toplandıkça oyun sona yaklaşıyor.

Oyunun getirdiği güzelliklerden biri de haritanin durağan olmaması. Black Angel uzay haritasında oynamak bir ucu kısalan, diğer ucu ise uzayan bir kalas üzerinde dans etmek gibi birşey. Zarlarını toplayan oyuncunun hamlesi ile gemi ilerlerken en arkada kalan harita parçası  üzerinde bulunan tüm kartlar ve oyuncu parçaları ile birlikte boşluğa karışıyor. Zamanlama hatası yaptıysanız, onca uğraşıp koyduğunuz kartı daha çalıştıramadan kaybetmiş oluyorsunuz. Dahası, haritanın kopacağını ince görerek puan ya da kaynak kazanmış rakip çakalın kıs kıs gülmesine de şahit oluyorsunuz.

Oyun hem farklı engine building mekanizmalarına izin verecek kadar stratejik hem de sizi günü kurtarmaya zorlayacak kadar da taktiksel bir oyun. Oyunun puanla mekanizması sizi, bir  noktaya yoğunlaşmaya itiyor ve bu konuda strateji geliştirmenizi istiyor. Aynı zamanda da zarların rakiplerce sürekli yağmalanıyor olması, kartların rastgele gelmesi ve oyuncuların zarlarını toplamasıyla kalkan harita parçaları ile size tur gelene kadar haritanın bambaşka bir sekle girmesi, sizi yeni durumlara adapte olmaya ve bunları öngörmeye zorluyor. Zorlamakla da kalmiyor, haritanın kalkması ile tetiklenen fırsatçı puanlama kartları ile rakiplerinin hareketlerini kollayan ve öngören çakalları da cömertce ödüllendiriyor.

patates ile çekilmiş bir oyuncu teknoloji kart fotoğrafı

Oyun ille de hunharca önünden yemek isteyen solitaire tutkunlarını da düşünmüş ve oyuncu kartlarını getirmiş. Her oyuncu, önünde bir set yan aksiyon imkanı veren teknoloji setiyle başlıyor ve oyun içinde kapış kapış giden yeni teknolojiler ile aksiyon setlerini geliştirebiliyor. Rakiplerin yağmasından fırsat kalır ve düzgün yan aksiyon setleri yapabilirseniz, oyunda eliniz kuvvetlenebiliyor.

İçerik kalitesi ok ama bir bir Ian O’toole klasiği Galerist değil. Komponent olarak diyebileceğim 3mm kalınlığındaki teknoloji pulları ve low-res bir kalıptan çıkmış simsiyah uzay gemisi. Diğer komponentler ise sadece sektörde kalitenin dip noktası Tereyağlı Mars’tan hallice diyebilirim sadece.

Boyanıp adam edilmeye çalışılmış uzay gemimiz, aka Kara Melek.

Grafiklere gelince yine karışık duygular içindeyim. Bir taraftan karikatürize edilmiş ve cok ucuz duran gezegen resimleri ve Gaia’dan araklanmişcasına ucuz duran alien çizimleri, diğer taraftan ise tek oturuşta ve ikide bir referans kitapçığına bakmadan anlaşılan tertemiz ikonografi.

Oyuncu renkleri aynen şu şekilde: Tavşan kanı kırmızı, kanserojen şeker pembesi, süt beyazı ve yeni doğmuş oğlan patiği mavisi. Ian O’Toole burada da enteresan renk seçim tercihini tasarımcıya kabul ettirmiş

Oyunun akışı oyuncuların neyi ne zaman yaptığı ve zarlarını toplama zamanlaması ile çok alakalı ve her oyun gelen rastgelen kartlar sebebiyle de diğerinden farklı oluyor. Bu sebeple die-hard Troyes fani olarak aradığımı fazlasıyla buldum. Karşımızda light bir saatlik filler Troyes yok aksine acımasız bol interaksiyonlu med-heavy bir euro game var. Fransızlar yapmış, bize de oynaması düşer. BBG staylarsak oyunun puanı 7/10 derim naçizane.

Oyunla kalın!

Oyunun açıklamalı videosu için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz
https://www.youtube.com/watch?v=q6BdI99H7JI

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi buraya girin